Akıllı Tek Yaratık İnsandır
Prof. Dr. Mustafa Uzunpostalcı
Bilindiği gibi yeryüzünde yaşayan canlılar içinde tek akıllı yaratık insandır. Dünya üzerinde canlı ve cansız olarak gördüklerimizden her ne varsa hepsi Allah tarafından yaratılmış olsalar da insanı diğer canlılardan ayıran tek özellik onun akıllı olarak yaratılmış olmasıdır. Çünkü diğer canlı olarak gördüğümüz yaratıklar insanın sahip olduğu et ve kemik gibi, bazı özelliklere sahip olsalar da insanın sahip olduğu akıl özelliğine sahip bulunmamaktadırlar.
Tabii bu özelliğe sahip bulunan insanın, aynı zamanda, dünyadaki işlevi de farklı olmalarını gerektirir. Nitekim de öyle olmuştur. Şöyle yeryüzüne bir baktığımızda insanın bulunduğu yerlerin farklı özelliklerle donatılmış olduğunu görmekteyiz. Bu da yaratıştan değil, insan elinin onlara ulaşmış olmasından kaynaklandığını da görmekte ve bilmekteyiz.
Yani belli özelliklere sahip olarak yaratılmış olan insan çevresinde bir takım değişiklikler yapabilmiş ve kendisini diğer canlılardan ayıran bir yaşama yolu seçmiştir. Onu diğer canlılardan ayıran özelliği ise şüphesiz onun akıllı olarak yaratılmış olmasındandır.
Tabii bu durum onu diğerlerinden ayırdığı gibi ayrıca onun sorumluluklarını da artırmıştır. Bu durumu doğuran ise işte onun sahip olduğu aklıdır. Bu sebepledir ki, insan aklını korumakla da yükümlü kılınmıştır. Aynı zamanda da aklı örten ve onu zayi etmeye sebep olan şeylerden uzak kalmasını da insanlara sorumlu olma gereği olarak bildirmiştir.
Diğer bir ifade ile insanın bu özelliği, onun dünya hayatında yapmış olduğu işlerden kendisini yaratan Allah’a karşı sorumlu olmasını gerektirmiştir. Daha açık bir ifade ile söyleyecek olursak insanın akıllı olması onun dünyada yaptığı işlerden âhirette sorumlu olmasının sebebidir.
Onun içindir ki, akıllı olan insan hayatı boyunca aklını korumakla yükümlüdür. Kaldı ki, Allah yarattığı bu insanı yaratıp aklıyla baş başa bırakmamış, ona hem akıllı olarak yaratıldığını ve hem de onu korumakla mükellef kılındığını da bildirmiştir. Nitekim İnsanlık tarihine baktığımızda durumun böyle olduğunu gördüğümüz gibi kitabımız olan Kur’ân da bizi bu konuda aydınlatmakla kalmamış sorumlu olacağımızı da bildirmiştir.
Bu durum ilk insan ve ilk peygamber olan Âdem (as.) zamandan beri böyledir. Bu peygamber ilk insan topluluğuna kim olduklarını ve dünyada kalıcı olmadıklarını ve dünyada bulundukları süre içinde hem Allah’a karşı ve hem de birbirlerine karşı görevlerinin ne olduğunu ve sorumluluklarını da bildirmiştir. Kendisine bu görev de Allah tarafından verilmiştir. Böylece insanlar hem kim olduklarını ve hem de yeryüzünde bulunma sebeplerini de duymuş ve öğrenmişlerdir. Tabii insanlar, bu bilgiler arasında dünyada kalış sürelerinin geçici olduğunu ve burada yaptıkları işlerin hesabının da âhirette sorulacağını öğrenmiş bulunmaktadırlar.
İşte bu sorumluluk insanların akıllı olmaları sebebiyledir. Yani insanlara dünya hayatı ve dünya hayatında yaptıklarından âhiret hayatında sorumluluk duygusunu veren onun sahip kılındığı aklı sebebiyledir. Bu sebeple de insan onu korumak sorumluluğundadır. Ona zarar verecek iş ve davranışlardan da uzak durmaları gereği ve zarar veren şeyleri ve durumları her dönemde gönderilen peygamberler aracılığı ile Allah tarafından insanlara bildirilmiştir.
Onun için ne zaman yaşamış olursa olsun insan her şeyden önce kendisine sorumluluk duygusu veren aklını korumak zorundadır. Akıllı olduğumuzu her ortamda ileri süren bizlere de her şeyden önce bu aklımızı korumak düşer. Nitekim dinimiz de bize bu durumu bildirmiş ve bizleri aklımızı korumakla yükümlü kılmıştır.