Canın Korunması
Prof. Dr. Mustafa Uzunpostalcı
Önceki yazılarımızda insana verilen ve korumakla yükümlü tutulduğu bazı özelliklerin varlığından bahsetmiş ve bunları anlatmaya başlamıştık. İnsanın sorumlu tutulduğu konulardan biri de ‘canın korunması’ görevidir.
Bilindiği gibi yeryüzünde varlıklara baktığımızda bunlardan bir kısmının canlı ve bir kısmının da cansız olarak yaratılmış olduğunu ve canlılardan bir kısmının akılla donatılmış bulunduğu halde bir kısmının ise akılsız olarak yaratılmış olduklarını görmekteyiz.
Akıllı olarak yaratılmış olan tek canlı varlık ise insandır. Bunun anlamı canlı olan insanın kendisini ve yaratanının kim olduğunu tanıması ve etrafında gördüğü varlıklardan istifade edebilmesini becerebilmesinin gerekli olduğudur. Bunun da öncelikle kendi varlığını koruyabilmesi ile mümkün olacağını bilmesi anlamına gelir.
İşte bu durum onun her şeyden önce canlı olmasını gerektirir ki, öyle de olmuştur. Bu durum aynı zamanda kendisine emanet edilerek bundan sorumlu olmasını da gerektirmiştir. Yaşadığımız dünyada durum da böyledir. Diğer bir ifade ile insan yaratıcısı tarafından kendisine verilen bazı özelliklerini koruması gerekir ki, bunların başında gelen de kendi canını koruması görevidir.
Bu sebeple insan her ne kadar ölümlü olarak yaratılmışsa ve kendisine takdir edilen ömrün ne kadar olduğunu ve ne zaman öleceğini bilemese de hayatını korumakla yükümlüdür. Aynı zamanda insan sıhhatli olarak dünyaya geliş sebep ve gayesini düşünerek bunları yerine getirebilmek için canını da korumakla yükümlü kılınmıştır. Bu durum aynı zamanda insanın sadece kendi hayatını değil, kendi cinslerinin de hayatını korunması gerektiğini ifade eder.
Netice de insan kendi hayatını koruyabilmek için diğer canlıların hayatını da göz önünde bulundurması ve onların hayatını koruması da gerektiğini düşünmesi ve onları korumanın da gerekliliğini anlaması ile de yükümlüdür.
Kendi canını koruyabilmesi ise yaratılış gaye ve hedefini gözeterek kendisine zarar verecek şeylerden sakınması ile mümkündür.
Bilindiği gibi insanoğluna yaratıcısı tarafından kim olduğu ve niçin yaratılıp yeryüzüne bırakıldığı zaman içinde görevlendirilen peygamberler ve bunlar aracılığı ile verilen kitaplarla da haber verilip bildirilmiştir.
Bu durumda bir insan olarak bize düşen görev önce kendi canımızı korumaktır. Bunun yolu da kendimizi öldürmenin yasaklığından başlayarak hayatımıza zarar veren şeylerden de uzak durmamız anlamına geldiğini idrak edebilmemiz gerekir. Yani insan hem kendi canını korumakla ve hem de başkalarının canına zarar vermekten sakınmakla yükümlüdür.
Nitekim kitabımız Kur’ân bize hem kendimizin ve hem de başkalarının canlarını korumanın yollarını göstermiş ve aksine davrananın cezalandırılması gerektiğini de bildirerek bununla yükümlü tutmuştur.
Bu durumda bir insan olarak her birimiz önce kendi canımızı ve sonra da başkalarının canlarını korumakla yükümlü bulunmaktayız.
Kendi canımızı korumanın yolu canımıza zarar veren her şeyden sakınmaktan geçer. Bu husus bu konuda başarılı olabilmemizin tek yoludur.