Dini korumak bir görevdir
Prof. Dr. Mustafa Uzunpostalcı
Bir insan olarak yaratan Allah’ımız aynı zamanda bizleri bazı konularda dikkatli olmamızı ve bizi insan özelliği ile muttasıf kılan bazı hususlarda dikkatli davranıp onları korumakla da yükümlü kılmıştır. Biz de önceki yazılarımızda bunların neler olduğunu ve bizimle ilişkilerinin neler olduğunu sıralamaya ve biraz da açıklamaya çalışmıştık. Bugün de bu konuya devam etmek istiyoruz. Çünkü insanlar için belirlenen bu özellikler ve aynı zamanda akıllı olmaları sebebiyle yükümlü de kılındıkları diğer konulara temas etmek istiyoruz. Bun hususlardan biri de İnsan seçtiği dinini koruması yükümlüğüdür.
Bundan hemen anlayacağımız üzere insanı diğer varlıklar ve canlılardan ayıran özelliklerinden biri de akıllı olmanın gereği olarak onun aynı zamanda Allah’ın gönderdiği dine mensup olması ve gereklerini yerine getirerek yaşamasıdır. Böyle yaşamak aynı zamanda dinin korunması anlamına gelir. Bundan da anlaşılacağı üzere din mukaddestir. İnsan ise dinimize göre vicdan hürriyetine sahiptir.
İlk insan olan Âdem (as.)dan bu yana bütün nesiller için peygamberleri aracılığı ile din göndermiş ve onların aracılığı ile de bu dine inanmalarını istemiş, fakat asla onları zorlamamıştır. Dolayısıyla insanlardan isteyenler inanmış ve isteyenler de inanmadan yaşamıştır. Nitekim bu konuda Allah şöyle buyurmuştur: “Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinde ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah’a inanırsa kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir (el-Bakara 56). Tâğut, Allah’tan başka tapılan her şey demektir.
Dinimize göre kâfirlerle cihat etmek onların küfürlerinden dolayı değil, düşmanlıkları sebebiyledir. Eğer onlarla yapılan savaşlar dinlerinden dolayı olsaydı Müslümanların içinde yaşayan zimmi, müste’men (kendisine eman verilmiş başka din mensubu) kadın ve çocuklar yaşayamazlardı.
Ancak inananların inandıkları gerçek dinlerini korumakla yükümlü tutmuştur. Onların dinlerini koruyabilmeleri için de onları ibadetle yükümlü kılmıştır. Dolaysıyla dinin korunması denince akla onu koruyucu olan ibadet yükümlülüğünü yerine getirmek durumundadır. Çünkü ibadetler yapıldıkça insan dinini hem yaşar ve hem de ona olan bağlılığı artar.
İşte insan bu sebeple de dinini korumakla yükümlü kılınmıştır.
Çünkü temiz bir imana sahip olan insanın işleri de temiz olur. Özü doğru olanın sözü de doğru olur.
Aksine hurafelerin esiri olan insanın düşünceleri hayatın anlamını zehirler. Bu sebeple de şirk, putperestlik insanlık haysiyetine yakışmaz. İnsanın dünyadaki konumunu da incitir.
Mümin ise her türlü kötülükten fenalıktan zararlı şeylerden başkasına zarar verecek şeylerden korunur ve hemcinslerini korur.
Bu sebeple de bir Müslüman olarak insan kendi dinini korumakla yükümlü kılınmıştır. Diğer bir ifadeyle bir Müslüman için korumakla yükümlü kılındığı beş değerden birisi olan dinini korumakla da yükümlü kılınmıştır.