Filistin'e Atılan Bomba
Prof. Dr. Mustafa Uzunpostalcı
Geçtiğimiz günlerde, hem de müminlerin dini iki bayramlarından birini yaşadıkları günlerde içimizi sızlatan bir olay gerçekleşti. Bu olay hiç de unutulacak cinsten bir olay olmadığı gibi, boş ver aldırma denecek cinsten de değildir. Ancak ne var ki, sadece o gün belki ‘neden böyle olaylar oluyor da canımızı yakıyor?’ diyenlerimiz olmuştur. Fakat dikkat edilecek olursa durum pek de öyle basit söylemlerle geçiştirilecek cinsten değil. Bunun sebebini şöyle söyleyebiliriz ve kendimizi avutabiliriz: Bu olay sıradan bir olaydır. Sadece bugün oluyor da değildir. Benzerlerini daha önceleri de gördük.
Bahse konu ettiğimiz olay hemen tahmin edileceği üzere, İsrail’in Filistin’i bombalama olayıdır. Bu olay aslında iyi değerlendirilecek olursa öyle bir iki defa içimizden geçirdiğimiz söylemlerle geçiştirilecek veya olur böyle vakalar diyerek unutuluverecek bir olay da değildir.
Fakat bana göre bundan daha vahim olanı, bu olaya diğer Müslüman ülkelerin bakışlarıdır.
Bilindiği gibi, bu olayı takiben Devlet ve Hükümet Başkanımız kınadı ve uluslararası bazı girişimlerde de bulundu. Ancak ne yazık ki, hiçbir devlet İsrail tarafından girişilen ve yapılan bu olayı kınamadı.
Bilindiği gibi, İsrail halkı Yahudi dinine mensup bulunmaktadır. Çevresine ve komşu ülkelere baktığımızda da hepsinin Müslüman halkların oluşturduğu devletler olduğunu görmekteyiz. Yani bu devletler Filistin devleti gibi, Müslümanlardan oluşan devletlerdir. Fakat davranışları ve tutumlarına bakacak olursak konuya hiç de yakınlık duymadıklarını ve bir ilgi göstermediklerini görüyoruz
Bizim Cumhurbaşkanımız ve Hükümet başkanımız tarafından durum kınandı ve bu konuya dünyanın dikkatini çekerek yapılan işin yanlışlığını ve bu duruma toplu olarak müdahale edilmesi gerektiğini ve en azından Birleşmiş Milletler olarak hemen kınanması düşüncesini paylaştı.
Fakat ne yazık ki, hiçbir devlet bu konuda bugüne kadar bir kınamada bulunmadı. Güya dünya devletlerinin oluşturduğu ‘Bileşmiş Milletler’ ve ‘NATO’ gibi kuruluşlar bulunmaktadır. Bunlar üye ülkelerine karşı bir olumsuz davranışları gördüklerinde kendisini oluşturan devletler adına en azından bir kınamada bulunması gerekirken bugüne kadar her hangi bir kınamda bulunmadılar.
Halkı Müslüman olan bir devlete karşı sergilenen böyle bir olayı kendi açılarından uygun bularak kınamayan diğer Hıristiyan devletleri bundan memnun da olmuş olabilirler. Bu durum her ne kadar hoş karşılanmasa da bu devletlerin temelde İslâm’a karşı oldukları gerçeğinden hareket ederek konuya bakacak olursak belki, bir dereceye kadar hoş görülebilirse de bütün dünya devletlerini temsil etmek üzere kurulan Birleşmiş Milletler Teşkilatının bu davranışını kınamak da o kadar haklı bir davranış olmalıdır.
Fakat bana göre bu konuda diğer İslâm Ülkelerinin davranışları ve bu konudaki tutumları hiç de hoş görülecek bir davranış olmasa gerektir.
Birçok konuda olduğu gibi, böyle bir konuda da İslâm Ülkelerinin tutum ve davranışları asla hoş görülecek bir şey değildir.
Konu ile ilgili olarak hali hazırda takdir edilecek tek müspet davranışı Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti göstermiş bulunmaktadır.
Bu açıdan bakıldığında takdire hem takdire şayan bir davranış ve hem de dünya Müslümanları ve Müslüman Devletleri adına kabul ve takdir edilebilecek bir niteliktedir.