Prof. Dr. Mustafa Uzunpostalcı

Mal Canın Yongasıdır

Prof. Dr. Mustafa Uzunpostalcı

Mal, ister taşınır olsun ister taşınmaz kişinin sahip bulunduğu varlığın adıdır. Bu da insanın bulunduğu zaman içinde kendisinin ihtiyacını karşılayan her şey demektir. Durumuna göre taşınır veya sabit olup taşınmaz cinsinden olanların hepsi buna dâhildir.

Çevremize baktığımız zaman bunların bir kısmından herkesin faydalanmakta olduklarını gördüğümüz gibi, bir kısmının da sahipli bulunduğunu ve onun izni olmadan her hangi bir şekilde faydalanamadığımız mallar da vardır. İşte bunlardan kişinin sahiplendiği ve tasarrufunun yalnızca kendisine ait bulunanlar şahsi olanlardır. Diğer bir ifade ile bu mallar sahipli olan mallardır.

Kişinin sahip olduğu bu mallar yalnızca onun tasarrufunda olup onun izni olmadan başkalarının onlar hakkında sözlü veya fiili olarak kullanma yetki ve hakkı bulunmamaktadır.           Aynı zamanda kişinin herhangi bir kimseden izin almadan kullanabildiği bu mallar üzerinde tasarruf hakkı bulunduğu gibi, bunlara bir zarar dokunmaması için onları koruma altında bulundurması da söz konusudur. Çünkü bunların bir kısmı arada sırada kullanılsa da kişi hayatını sürdürebilmek için günün yirmi dört saatinde bunların hepsinin varlıklarına muhtaçtır. Kişinin hayatını bunlar olmadan sürdürmesi mümkün değildir. Bu sebeple de onlara zarar gelmemesi için korumak durumundadır. 

Başlıkta verdiğimiz ifade de bu durumu son derecede güzel ifade etmektedir. Kişi malları olmadan hayatını sürdüremeyeceği için onları mülkiyetinde tutmak ve korumak mecburiyetindedir.

Burada şu hususa da dikkat etmeliyiz. Bu durum kişinin her gördüğü veya canının istediği her şey onun olacağı anlamına gelmez. Sadece kurallar içinde kendisine ait bulunan mallar kendisinin olup onları korumak durumundadır. Aynı durumda bir başkasının mallarını da korumak ve onlara zarar vermemek de kişinin sorumluluğu altında olup kendi mallarını korurken bir başkasına zarar veremez. Onlardan da ancak izin verildiği kadar ve ihtiyaç sınırları içinde faydalanabilir.

Bunlardan anlıyoruz ki, kişi bir başkasının malından sadece onun izin verdiği zaman içinde ve belli bir süre o maldan faydalanabilir. Devamlı olarak faydalanabilmesi ise ancak kendi malı haline gelmesi yani ya satın alması veya belli bir süre için kiralaması ile mümkündür.

Bunun için sahipli olan mallar bir başkasının istediği zaman kullanabileceği şeyler değildir. Böyle bir tasarrufta bulunmak isteyen kişiye karşı sahibi olan da karşı koyabilir ve o da tabii olarak mallarını korumak durumundadır. Dinimiz bu konuda kişinin sahibi bulunduğu mallarını koruma hak ve yetkisini verirken aynı zamanda korumakla da görevli kılmıştır. Yani kişiyi mallarını korumakla yükümlü kılmıştır.

Dinimize göre kişi, ancak kullanılmasını meşru ve caiz gördüğü mallara sahip olabileceği gibi sadece bu tür mallarını korumakla ve onlardan faydalanmakla yükümlü tutulmuştur.

Yazarın Diğer Yazıları