Şahin Yaldızlı

Barzan yaşam mücadelesi veriyor… Peki ya biz?

Şahin Yaldızlı

Aslında bu yazıya başlamadan yarım saat önce, sizlere güzel bir haberi müjdelemek üzere bilgisayar başına oturmuştum. Ancak aldığım son gelişmeyle birlikte içten bir ah çektim…

Hatırlarsınız, geçen hafta Konya E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunan 24 yaşındaki Barzan Çelimli’nin yaşadığı sağlık sorunlarını gündeme taşımıştık. Ailesi, Barzan’ın sağlık durumuyla ilgili ciddi endişelerini benimle paylaşmış, biz de onların sesini duyurmak ve yaşananlara dikkat çekmek amacıyla bir haber hazırlamıştık.

Haberin ardından bugün, farklı haber kaynaklarımla görüştüm. Edindiğim bilgilere göre cezaevi savcısının koğuşları tek tek ziyaret ederek sağlık sorunları yaşayan mahpuslarla ilgilendiğini ve hastaneye sevk edilmeleri için girişimlerde bulunduğunu öğrendim. Bu gelişme elbette umut vericiydi.

Ardından Barzan’ın ailesinin avukatıyla görüştüm. Barzan’ın Konya’daki bir hastaneye sevk edildiğini, İstanbul’da yaşayan ailesinin de onun yanına gelebilmek için Konya’ya ulaştığını öğrendim.
Bütün bu gelişmeler üzerine, yaşananları ve duyduğum memnuniyeti kaleme almayı düşünüyordum. Ta ki yaklaşık yarım saat önce aldığım o üzücü habere kadar…

Bana ulaşan son bilgilere göre,  Barzan Çelimli entübe edildi ve yaşam mücadelesi veriyor. İnsanın boğazı düğümleniyor. Çünkü söz konusu olan yalnızca bir haber değil; bir insanın yaşamı, bir ailenin çaresiz bekleyişi ve sevdiklerinden gelecek iyi bir habere duyduğu umut…

Aslında anlatmak istediğim başka bir mesele daha var.

Bazen gazetecilik yaparken, ortaya koyduğumuz haberler kurumlar tarafından yanlış anlaşılabiliyor. Oysa bizim amacımız herhangi bir kurumu hedef göstermek ya da birilerini zan altında bırakmak değil. Hele ki mesele insan sağlığı ve yaşamıysa, tek derdimiz yaşanan sorunları görünür kılmak, ilgili kişilerin ve kurumların dikkatini çekmek ve çözüm için bir farkındalık oluşturmak.

Elbette kurumların da kendi sorumlulukları, hassasiyetleri ve çalışma koşulları var. Bunu göz ardı etmiyoruz. Ancak insan hayatını ilgilendiren meselelerde gazeteciliğin temel sorumluluğunu da unutmamak gerekiyor.
Açıkçası, mesele şahsımla sınırlı kalsa bunu kişisel bir sorun olarak görmem. Fakat işin içinde temsil ettiğimiz kurum da var. 

Bu nedenle attığımız her adımın, kurumsal sorumluluğumuzun ve gazetecilik ilkelerinin bilinciyle hareket etmeyi gerektirdiğinin farkındayız. Bizim durduğumuz yer belli: İnsan yaşamından yana olmak.
Anayasa’nın ve yasaların bize tanıdığı haklar çerçevesinde, gazetecilik mesleğinin sorumluluğunu yerine getirerek insan hayatını ilgilendiren sorunları gündeme taşımaya devam edeceğiz. 

Çünkü bazen bir haber, birilerinin sesini duyurabilmesi; bir sorunun fark edilmesi ve bir çözümün kapısının aralanması anlamına gelebilir. Barzan’ın sağlık durumunun iyiye gitmesini ve ailesinin beklediği güzel haberi almasını yürekten diliyorum.

Unutmayalım ki insan hayatı söz konusu olduğunda, hiçbir endişe ve hiçbir hassasiyet insanı merkeze alma sorumluluğumuzun önüne geçmemeli. 

Çünkü her şeyden önce insanız. Ve insan yaşamı her şeyden değerlidir…

 

Yazarın Diğer Yazıları