DÜNYADA VAR OLUŞ GAYEMİZİ VE KUL OLDUĞUMUZU UNUTMAMALIYIZ
Kerim Toslak
Suni gündemler bizi kendi gerçeklerimizden alıp götürüyor. Bir takım günlük işler, siyasette olup bitenler, geçim derdi, dünyada olan bitenler, savaşlar, dünya kupası, zirveler zırvalar v.s bizi gereğinden çok meşgul ediyor.
Gerçi herkesin kendi gerçekleri farklıdır. Benim burada kast ettiğim gerçeklik var oluşumuzun gayesidir. Bu bir insan ve müslüman olarak en önemli hakikat değil mi?
Lafa geldi mi hepimizin dilinden düşürmediği bir söz vardır: " Yalan dünya!"
Yalan dünya deriz demesine de yalan olduğunu söylediğimiz dünya için bir çok hakikâti feda ederiz. Zamanımızın büyük kısmını, gençliğimizi, ömrümüzü, sağlığımızı harcarız. Dünyalık menfaat için yerine göre yalan söyleriz, sözümüzden cayarız, kalp kırarız, kavga ederiz, bir birimize düşeriz. Bazen hep kendimizi haklı görür en yakınlarımızla arayı açarız. Dünyalık menfaatler söz konusu olduğunda, ilahi uyarıları bile duymayız.
Duysak da kafamıza göre kendimizi haklı çıkaracak gerekçeler buluruz. Aile hayatında, iş hayatında, sosyal ilişkilerde, siyasi hayatta durum böyledir. İbrahim Ethem ( Necip Fazıl da muhtemelen O'ndan naklen ) ne güzel ifade etmiş halimizi: “Yamadık dünyamızı yırtarak dinimizden, Dünya da gitti ahirette gitti elimizden.” Ahiret için görevlerimizi öncelemek yerine yalan dediğimiz dünya için ahiret görevimizi erteliyoruz. "Gök kubbede hoş bir seda bırakmak" yerine de yer kürede servet, mal, mülk bırakmayı hedefliyoruz galiba.
Yolun sonunu görününce de gerçek olan ahiret hayatı için muhasebeye başlıyoruz belki. Ama geçmişi geri döndürmek mümkün olmayınca telafisi de çok zor. İnşallah telafi fırsatımız olur.
Paylaşacağım bir kaç ayeti dikkatle tezekkür ve tefekkür edersek belki bir nebze de olsa kendi asıl hedefimize odaklanmamıza vesile olur. Hani bazen insan kendine gelmek için orasını burasını çimdikler. Ne oluyorsun yahu kendine gel der ya, işte onun gibi belki kendimize gelmemizi sağlar.
"Nefsânî arzulara, (özellikle) kadınlara, oğullara, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşe, soylu atlara, sağmal hayvanlara ve ekinlere düşkünlük insanlara çekici kılınmıştır. İşte bunlar dünya hayatının geçici menfaatleridir. Hâlbuki varılacak güzel yer, Allah’ın katındadır."
"De ki: Size bunlardan daha iyisini bildireyim mi? Takvâ sahipleri için Rableri katında, altlarından ırmaklar akan, ebediyen kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın hoşnutluğu vardır. Allah kullarını eksiksiz görmektedir. " (Ali İmran:14,15. Ayetler)
Artık günümüz insanını "soylu atların" yerine gösterişli son model arabalar oyalıyor.
Şuursuzca şekilcilikle ve gereksiz ayrıntılara takılarak gündem oluşturup meşgul olmak yerine, gerçekten nasıl erdemli olunabileceğin Rabbimiz bize anlatıyor.
"Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz erdemlilik değildir. Asıl erdemli kişi Allah’a, âhiret gününe, meleklere, kitaba ve peygamberlere iman eden; sevdiği maldan yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, yardım isteyenlere ve özgürlüğünü kaybetmiş olanlara harcayan; namazı kılıp zekâtı verendir. Böyleleri anlaşma yaptıklarında sözlerini tutarlar; darlıkta, hastalıkta ve savaş zamanında sabrederler. İşte doğru olanlar bunlardır ve işte takvâ sahipleri bunlardır." (Bakara Suresi:177. Ayet)
Kerim Toslak
Selçuklu/ Konya