ANAYASA TECRÜBELERİMİZ
Prof. Dr. Abdurrahman KUTLU (Selçuk Üniversitesi Eski Rektörü)
Anayasa; devletin temel niteliklerini ve esaslarını belirleyen, devletin nasıl yönetileceğini, devlet organları arasındaki ilişkileri ve işleyişi düzenleyen, aynı zamanda temel hak ve özgürlükleri güvence altına alan toplumsal mutabakat metnidir.
Anayasalar, hukuk düzeninin en üst normlarıdır. Bu sebeple çıkarılan kanunlar, yönetmelikler ve diğer düzenleyici işlemler anayasal hükümlere uygun olmak zorundadır.
Osmanlı Devleti’nden günümüze kadar toplam beş anayasa yürürlüğe girmiştir.
Bunların ikisi askerî darbeler sonrasında hazırlanmıştır. Her anayasa, kabul edildiği dönemin siyasi, sosyal ve hukuki şartlarını yansıtan özellikler taşır. Bu anayasalar, ülke olarak anayasa konusunda önemli bir tecrübeye sahip olduğumuzu göstermektedir. Her ne kadar geçim sıkıntısıyla mücadele eden halkın öncelikli gündeminde yeni bir anayasa bulunmasa da, AK Parti yöneticileri bir süredir bu konuyu dile getirmektedir.
Yeni bir anayasa yapım süreci oluştuğu takdirde, bir imparatorluğun küllerinden doğan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temel esaslarının ve Türk milletinin, özellikle Cumhuriyet döneminde şekillenen anayasal hassasiyetlerinin dikkate alınacağına şüphe yoktur.
KANUN-İ ESASİ (1876 ANAYASASI)
Osmanlı Devleti’nin ilk ve tek anayasası olan Kanun-i Esasi, 1876 yılında kabul edilmiştir. “Temel Kanun” anlamına gelen ve 119 maddeden oluşan bu anayasa, II. Abdülhamid döneminde ilan edilmiş olup, 1876 Anayasası olarak da anılmaktadır.
Kanun-i Esasi hazırlanırken Fransız İhtilali’nin ortaya çıkardığı fikirlerden, Tanzimat Fermanı’ndan (1839), İslahat Fermanı’ndan (1856) ve bazı Avrupa devletlerinin anayasalarından yararlanılmıştır. Halkın yönetime katılımını sağlayan bu sistemle birlikte egemenlik tek elde toplanmamış, devletin temel organları Batılı anlamda hukuki kurallara bağlanmıştır. Böylece yönetim şekli Mutlak Monarşi’den Meşruti Monarşi’ye dönüşmüştür.
Birçok milletin ve farklı inanç gruplarının bulunduğu Osmanlı Devleti’nin ilk anayasasında, herkesin kanun önünde eşit olduğu kabul edilmiş; devletin dininin İslam, resmî dilinin ise Türkçe olduğu belirtilmiştir. Ayrıca devlet görevlerinde bulunacak kişiler için Türkçe bilme şartı getirilmiştir.
İngiltere İmparatorluğu sömürgelerinden parlamentosuna temsilci kabul etmezken, Osmanlı Devleti ilk anayasasıyla oluşturduğu mecliste hiçbir ayrım gözetmeksizin 69’u Müslüman, 46’sı gayrimüslim olmak üzere toplam 115 mebusa yer vermiştir.
1878 yılında II. Abdülhamid tarafından askıya alınan anayasa, 1908 yılında II. Meşrutiyet’in ilan edilmesiyle yeniden yürürlüğe girmiştir.
1921 ANAYASASI
Yeni Türk Devleti’nin kuruluşuna zemin hazırlayan 1921 Anayasası (Teşkilât-ı Esasiye Kanunu), Kurtuluş Savaşı’nın olağanüstü şartları altında hazırlanmış, 23 maddeden oluşan kısa ve öz bir çerçeve anayasadır.
Bu anayasa ile ilk kez “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir ” ilkesi anayasal bir metne girmiş ve devletin meşruiyet kaynağının doğrudan millet olduğu vurgulanmıştır.
Meclis-Hükûmeti Sistemi’nin benimsendiği bu dönemde yasama ve yürütme yetkileri Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde toplanmıştır. Meclis Başkanı aynı zamanda hükûmetin de başkanı konumundadır.
Bu süreçte 1876 Anayasası’nın bazı hükümleri yürürlükte kalmaya devam etmiş ve 1924 Anayasası’nın kabulüne kadar uygulanmıştır. Bu nedenle 1921–1924 yılları arası dönem, anayasa hukukunda “iki anayasalı dönem” olarak değerlendirilmektedir.
1924 ANAYASASI
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ilk anayasası olan 1924 Anayasası, imparatorluktan ulus devlete geçişin hukuki temelini oluşturmuştur. Egemenliği millete veren bu anayasa, cumhuriyetçi ve demokratik devlet yapısının kurumsallaşmasını sağlamıştır.
Bu anayasada da “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” ilkesi esas alınmıştır. Yasama ve yürütme yetkileri büyük ölçüde Meclis’te toplanmış olmakla birlikte, Cumhurbaşkanlığı ve Bakanlar Kurulu kurumlarına yer verilerek parlamenter sisteme geçiş yönünde önemli adımlar atılmıştır. Anayasa toplam 105 maddeden oluşmaktadır.
1961 ANAYASASI
27 Mayıs 1960 askeri müdahalesinin ardından Kurucu Meclis tarafından hazırlanan 1961 Anayasası halkoyuna sunulmuş ve yüzde 62 oyla kabul edilmiştir.
Bu anayasa ile ilk kez kuvvetler ayrılığı ilkesi benimsenmiş ve çift meclisli sistem kurulmuştur.
Yasama organı, Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu olmak üzere iki kanattan oluşturulmuştur.
Ayrıca hukuk devleti ilkesinin güçlendirilmesi amacıyla Anayasa Mahkemesi kurulmuştur.
1982 ANAYASASI
1982 Anayasası, 12 Eylül 1980 askerî müdahalesi sonrasında oluşturulan Kurucu Meclis tarafından hazırlanmıştır. 177 asıl ve 16 geçici madde olmak üzere toplam 193 maddeden oluşmaktadır.
Bu anayasa; devlet otoritesini ön planda tutan, temel hak ve özgürlükleri ayrıntılı sınırlamalara bağlayan ve katı nitelikli bir anayasa olarak değerlendirilmektedir.
Askeri yönetim döneminde mevcut siyasi partilerin tamamı kapatılmış, Anayasada başta siyasi parti liderleri olmak üzere birçok siyasetçiye belirli sürelerle siyasi yasaklar getirilmiştir.
Halkoylamasında yüzde 92 oranında kabul edilen ve yaklaşık 44 yıldır yürürlükte bulunan 1982 Anayasası, aynı zamanda en fazla değişikliğe uğrayan anayasamız olmuştur.
Hukuk ve basın kaynaklarında yer alan bilgilere göre, 1982 Anayasası bugüne kadar 21 kez değişikliğe uğramış, yaklaşık 100 maddesi çeşitli tarihlerde yeniden düzenlenmiştir.
Anayasadaki değişiklik siyasi yasakların kaldırılmasıyla başlamıştır. En kapsamlı ve etkili değişiklikler ise 2001, 2010 ve 2017 yıllarında yapılmıştır.
2001 yılında yapılan değişiklikler, uzun yıllar anayasal reformların en kapsamlısı olarak değerlendirilmiştir. Bu düzenlemelerle temel hak ve özgürlükler, ifade özgürlüğü, gözaltı süreleri ve anayasal güvenceler konusunda önemli iyileştirmeler yapılmış, yaklaşık 34 madde değiştirilmiştir.
12 Eylül 2010 tarihinde yapılan Anayasa Referandumu’nda kabul edilen değişiklik paketi 26 maddeden oluşmuş, HSYK ve Anayasa Mahkemesi yapısı başta olmak üzere bir konudan önemli değişiklikler yapılmıştır.
1982 Anayasası’ndaki en önemli değişiklik, 2017 Anayasa Referandumu ile gerçekleştirilmiştir. Kabul edilen 18 maddelik değişiklik paketiyle Türkiye, parlamenter sistemden Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ne geçmiştir.
Bu referandumla Başbakanlık ve Bakanlar Kurulu kaldırılmış, yürütme yetkisi tek başına Cumhurbaşkanı’na verilmiştir. Ayrıca Cumhurbaşkanı’nın bir siyasi partiye üye olabilmesinin önü açılmıştır.
SON SÖZ
İhtilaller sonrasında hazırlanan 1961 ve 1982 Anayasalarının, dönemin şartlarına tepki olarak ortaya çıkan reaksiyoner anayasalar tarzında olmuştur. Bu durum, yeni bir anayasanın ancak toplumun geniş kesimlerinin desteğiyle ve siyasi partilerin ve siyasi aktörlerin uzlaşmasıyla hazırlanması gerektiğini göstermektedir.
Aksi halde ortaya çıkacak metin, milletin ortak mutabakatını yansıtan bir anayasa olmaktan ziyade, belirli bir partinin veya ittifakın anayasası olarak görülecek ve sürekli tartışma konusu olacaktır. Böyle bir durumda ise, yöntem ve meşruiyet bakımından demokrasinin askıya alındığı darbe dönemlerinde hazırlanan anayasalardan önemli bir farkı kalmayacaktır.
Diğer taraftan; çoğunluğun katılımıyla ve siyasi konsensusun sağlanması ile yapılacak bir anayasa, terörsüz Türkiye Süreci ile ilgili çeşitli medya organlarında çok sayıda yer alan kaygıları da giderecektir.
