Prof. Dr. Abdurrahman KUTLU            (Selçuk Üniversitesi Eski Rektörü)

TÜRKLERİN İLK YAZILI METİNLERİ:GÖKTÜRK YAZITLARI

Prof. Dr. Abdurrahman KUTLU (Selçuk Üniversitesi Eski Rektörü)

Türklerin ilk yazılı metinleri olan Göktürk Yazıtları (veya Orhun Kitabeleri), Türk adının geçtiği ilk resmi ve yazılı metinlerdir. 

8. yüzyılın başlarında II. Göktürk Kağanlığı döneminde dikilmişlerdir ve bengü taşlar (ebedi taşlar) olarak adlandırılmaktadır. 

Türkçenin en eski yazılı belgeleri olan dilimizin tarihi, devlet yönetimi ve kültürü hakkında eşsiz bilgiler sunan bu anıtlar, Moğolistan'da, Orhun Nehri vadisinde yer alır.

Göktürk Yazıtlarının en dikkat çeken özelliklerinden biri, Yazıtlarda yer alan söz ve ifadelerde Göktürk Devleti ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin benzerlikleridir. Aralarında yaklaşık 12 asır olan her iki Türk Devleti de zor şartlarda kurulmuş ve devleti kuranlar devletin bekası için iç ve dış tehlikelere karşı Türk Milletini benzer şekilde uyarmışlardır. 

Orhun Vadisi'nde toplam altı yazılı taş bulunsa da, tarihsel önemi ve büyüklüğü nedeniyle en bilinenleri üç tanedir; Vezir Tonyukuk Yazıtı, Bilge Kağan Yazıtı ve Kül Tigin Yazıtı’dır.

TÜRKLERİN İLK YAZILI METİNLERİ:GÖKTÜRK YAZITLARI
TONYUKUK YAZITI: 

Bilge Kağan’a ve Kül Tigin’e vezirlik yapmış olan Tonyukuk tarafından 716 yılında dikilmiş ve dört yüzü yazılmış iki taştan oluşur. 

Devleti'nin kuruluş sürecini, Göktürklerin bağımsızlık mücadelesini ve savaş stratejilerini anlatır. Bilge Tonyukuk tarafından diktirilen bu anıt, esaretten kurtuluşu ve Türk milletinin birliğini sağlama ideallerini gelecek nesillere aktaran bir devlet adamı vasiyetidir.

KÜL TİGİN YAZITI: 

Bilge Kağan tarafından, genç yaşta ölen kardeşi Kül Tigin anısına 732 yılında dikilmiştir. 

Anıtın üzerindeki metinler Bilge Kağan'ın ağzından yazılmış olup, Kül Tigin’in kahramanlıklarını ve Türk milletine öğütler içerir.

TÜRKLERİN İLK YAZILI METİNLERİ:GÖKTÜRK YAZITLARI

BİLGE KAĞAN YAZITI: 

Göktürk hükümdarı Bilge Kağan'ın ölümünün ardından 735 yılında oğlu Tengri Kağan tarafından dikilen Yazıtta, Bilge Kağan’ın devleti ayakta tutmak için adaletin ve kanunların önemi vurgulanır. 

Türk milletine birlik, beraberlik ve bağımsızlık öğütleri verir.

Bilge Kağan Çinlilerin hileli sözlerine ve ipekli kumaşlarına kanmamaları, boyların birbirine düşmemesi konusunda milleti uyarır. 

Düşmana karşı tek vücut olunması gerektiğini belirtir ve devletin yönetiminde töreye, askeri düzene ve halkın refahına verilen değer aktarılır. 

Bilge Kağan’ın milletini açken doyurduğunu, çıplakları giydirdiğini, fakir bir milleti zenginleştirdiğini ve kağanlık görevini nasıl layıkıyla yerine getirdiği anlatılır. 

TÜRKLERİN İLK YAZILI METİNLERİ:GÖKTÜRK YAZITLARI

Bilge Kağan Yazıtı, hükümdarın halkına hesap verdiği bir metin olmasının yanı sıra, bir devletin nasıl yönetilmesi gerektiğine dair siyasi bir manifesto niteliği taşır.

Yazıtlar kendilerine özgü 38 harfli ( damga) Göktürk Alfabesi ile yazılmışlardır. Yalnızca tarihi olayları anlatmakla kalmayıp, devlet yönetimi, töre ve Türk devlet gelenekleri hakkında hükümdarın halka seslendiği ilk siyasi bildiri niteliği taşırlar. Bu yazıtların, Türk milleti için bir daha esarete düşmemesi ve geçmişini unutmaması adına dikildiği vurgulanır.

Yazıtlar, 1889 yılında Rus bilim insanı Nikolay Yadrintsev tarafından Orhun Vadisi'nde bulunmuştur. Taşların üzerindeki yazılar, 1893 yılında Danimarkalı dilbilimci Vilhelm Thomsen tarafından çözülmüş ve okunmuştur. Bu keşif, dünya ve Türk tarihi açısından büyük bir yankı uyandırmıştır.

Yazıtların günümüzdeki orijinal hallerine ve çevrelerinde yapılan arkeolojik çalışmalara ev sahipliği yapan eserler, Moğolistan'daki Orhun Yazıtları Müzesi'nde korunmaktadır.

Göktürk Devleti Hükümdarı Bilge Kağan Türk Milletine “ Üste mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe, senin ilini, töreni kim bozabilir?”  diye seslenirken, 12 asır sonra Gazi Mustafa Kemal Atatürk kurduğu Cumhuriyeti emanet ettiği gençliğe:

“Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve harici bedhahların ( düşmanların) olacaktır….
Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.” uyarıcı sözleri ile seslenmiştir.

Devlet üzerindeki bu hassasiyet Türk Devletlerinin kurucularının ve Türk Devlet yöneticilerinin ortak özellikleridir.  Onlar devletlerinin ilelebet payidar olmasını (yaşamasını) istemişlerdir.
 

Yazarın Diğer Yazıları