BÜYÜK DEVLET ADAMI:DEMİREL
Prof. Dr. Abdurrahman KUTLU (Selçuk Üniversitesi Eski Rektörü)
Çocukluğu Atatürk, gençliği İnönü döneminde geçen Süleyman Demirel, Demokrat Parti iktidarı sırasında henüz 30 yaşında iken Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürü, 41 yaşında 1965’de Başbakan olmuştur.
Hoşgörüsü, kendine özgü üslubu ve siyasi söylemleriyle Türk siyasetinde başlı başına bir ekol haline gelmiştir.
İstanbul Teknik Üniversite’den inşaat mühendisi olarak mezun olduktan sonra barajlar ve sulama konularında bilgisini artırmak için ABD’ne gitmiş, döndükten sonra 1950’li yıllarda devlet hizmetine başlamıştır.
Bu hizmetleri yürütürken Türkiye’nin dört bir yanını dolaşma fırsatı bulan Demirel, halkın sıkıntılarını şehirlerde ve köylerde yakından gözlemlemiştir. Bu süreç, ileride ülkeye kazandıracağı hizmetlerin temelini oluşturan önemli bir bilgi ve tecrübe birikimi sağlamıştır.
Yaklaşık yarım asır boyunca Türkiye’nin yönetiminde etkili ve yetkili görevlerde bulunan Demirel; köyleriyle, şehirleriyle, yollarıyla, dağları ve ovalarıyla, akarsuları ve gölleriyle Türkiye coğrafyasını en iyi tanıyan siyasetçi ve devlet adamlarından biri olmuştur.
Onun kadar ülkenin her köşesini bilen ve sorunlarını yakından tanıyan başka bir devlet adamı göstermek kolay değildir.
“Altı kere gittim, yedi kere geldim” sözüyle siyasi hayatını özetleyen Demirel’in gidişlerinde, 12 Mart Muhtırası ve 12 Eylül Darbesi gibi demokrasiyi kesintiye uğratan gelişmeler bulunurken, gelişleri daima milletin iradesi ve sandığın kararıyla olmuştur.
Demirel her zaman ülkenin gelişmesinin, halkın huzur ve refahının ancak hür ve demokratik bir ortamda mümkün olacağına inanmıştır. Ona göre tek meşru yol milli iradeydi. Seçimle gelen, yine seçimle gitmeliydi. Bu nedenle hayatı boyunca demokrasi mücadelesinden vazgeçmemiş, 12 Eylül döneminin ağır şartlarında dahi demokratik hak ve özgürlükleri savunmaya devam etmiştir.
Doğduğu ve çocukluğun geçtiği İslamköy’de Demirel ailesi tarafından yaptırılan külliye içerisinde yer alan ve Cumhuriyet döneminin bayındırlık eserlerini özetler nitelikteki müze de bu anlayışın bir yansımasıdır.
Pek çok kültürel eserin sergilendiği ve adı Demirel tarafından konan bu müzenin adının “Demokrasi ve Medeniyet Müzesi” olması tesadüf değildir. Demirel’in hayatı boyunca savunduğu değerlerin bir sembolüdür.
Siyasi yasakların kalkmasının ardından yapılan ilk genel seçimlerde Doğru Yol Partisi Genel Başkanı olarak yeniden parlamentoya giren Demirel’in, 1987 yılında 2. Özal Hükûmeti Programı görüşmeleri sırasında yaptığı, bugün YouTube’da yer alan, yaklaşık iki saatlik konuşma, yalnızca Meclis üyeleri için değil, dinleyen herkes için adeta bir siyaset ve demokrasi dersi niteliğinde olmuştur.
“İktidarlar her rejimde vardır. Rejimi demokratik yapan hür muhalefet, hür basın ve hür ilim müesseseleridir” sözleriyle başladığı konuşmasında, Meclis’in anlamı ve görevleri üzerinde durmuş; sadece dönemin hükümetine değil, gelecekte görev alacak tüm hükümetlere ve yöneticilere de tecrübelerinden süzülen tavsiyelerde bulunmuş ve önemli uyarılar yapmıştır.
Bu konuşmasında yokluklar içindeki Türkiye’nin elektrik, yol, su gibi temel altyapı hizmetlerinde hangi aşamalardan geçerek bugünkü seviyeye ulaştığını örneklerle anlatan Demirel, elde edilen başarıların yalnızca bir döneme veya bir hükümete ait olmadığını, bütün Cumhuriyet hükümetlerinin ortak gayretinin sonucu olduğunu özellikle vurgulamıştır.
Cumhurbaşkanlığı döneminde her yıl şubat ayında üniversite rektörlerini Çankaya Köşkü’nde bir araya getiren Demirel; saatler süren toplantılarda onların meselelerini, projelerini ve taleplerini dinler, notlar alırdı. Üniversitelerin karşılaştığı bürokratik sorunların çözümü için de yakından ilgilenirdi.
Rektörlük yaptığım yıllarda (Kasım 1995 – Kasım 2003), Başbakanlığı döneminde, 1975 yılında kuruluşunu gerçekleştirdiği Selçuk Üniversitesi’ni üç kez ziyaret etmiş, üniversitenin gelişimini yakından takip etmiştir.
Kendisine ilettiğimiz makul ve gerçekçi projelerimizi her zaman desteklemişlerdir. Bu projelerin en önemlilerinden biri üniversite bünyesinde ikinci tıp fakültesinin kurulması olmuştur.
Üniversiteyi bir ziyaretlerinde Cumhurbaşkanı Sayın Demirel’e Kampüs alanında bitmek üzere olan tıp fakültesi inşaatını göstermiş, Meram’da bulunan mevcut tıp fakültesinin bu binaya taşınma yerine, bu binada ikinci bir tıp fakültesi kurulmasının üniversite, Konya, bölge ve ülke için sağlayacağı faydaları ayrıntılı olarak anlatmıştık.
Bu projemizi uygun bulan Cumhurbaşkanı Sayın Demirel, üniversitemizde 2. Tıp Fakültesinin kurulması için YÖK’e yazılı talimat vermiştir. Bu şekilde üniversitemizde ikinci tıp fakültesinin kuruluşu 2001 yılında gerçekleşmiştir.
Söz konusu fakülte bugün Üniversite Kampüsünde yer alan Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi‘dir.
Bu tıp fakültesi bin yatak kapasiteli hastanesi, her alanda iyi yetişmiş yüzlerce akademik personeli ile, modern tıbbın tüm imkânlarını sunan altyapısıyla ülkemizin önemli sağlık ve eğitim kurumlarından biri haline gelmiştir.
Vefatının 11. yılında, Türkiye Cumhuriyeti’nin 9. Cumhurbaşkanı Barajlar Kralı Süleyman Demirel’i rahmet, minnet ve saygıyla anarım. Ruhu şad olsun.

