Prof. Dr. Abdurrahman KUTLU            (Selçuk Üniversitesi Eski Rektörü)

KONYA'NIN İLK SOĞUTMACISI: SEYİT BÜYÜKİPEKÇİ

Prof. Dr. Abdurrahman KUTLU (Selçuk Üniversitesi Eski Rektörü)

Konya sanayisinin önde gelen isimlerinden, 1960’lı yılların belki de en yetenekli buzdolabı tamircisi Seyit Büyükipekçi, 20 Ekim 2026 Salı günü geride hoş bir seda bırakarak ebedi aleme göç etti. 

O da bu dünyadan gelip geçen her fani gibi dünya penceresinden bakıp geçti. 

Kırk yılı aşan dostluğumuz ve kardeşliğimiz olan Seyit ağabeyimle yollarımız 1983 yılının başlarında kesişmişti.

O dönem tıp fakültesine yeni gelmiştim. Fakültenin Meram Akyokuş’taki hastanesi o yılın mart ayında hizmete girmişti. Hastanenin faaliyete geçmesinde Konya sanayicisinin ve esnafının çok önemli katkıları olmuştu. 

Seyit Bey de hastanenin her türlü ihtiyacına koşanların başında yer alıyordu. Frekanslarımız tutunca, aramızda vefatına kadar sürecek olan o derin dostluk ve ağabey-kardeşlik hukuku o günlerde başladı.

Seyit Bey, ilkokulu bitirdikten sonra 1950’li yıllarda İstanbul’da üniversite öğrencisi olan Hikmet ağabeyi tarafından, buzdolabı tamirini öğrenmesi için bir Ermeni ustanın yanına çırak olarak verilmişti. 

Seyit Bey ustasından her zaman övgüyle bahsederdi; kendisini cuma namazlarına gitmesi için teşvik ettiğini ve gayretinden ötürü diğer çalışanlardan daha fazla haftalık verdiğini anlatırdı. Seyit Bey bu dönemde İstanbul’daki buzdolabı ve soğutma sektörünü yakından tanıdı. Sempatik tavırlarıyla sektörün her kademesindeki insanlarla dostluklar kurdu. Bu kazanımlar, ileride kuracağı ticari hayatında ona büyük kolaylıklar sağladı.

1960 yılında Konya’ya dönen Seyit Bey, Muhacir Pazarı civarında kendi dükkanını açtı. Her evde buzdolabının bulunmadığı, hatta birçok beldede henüz elektriğin olmadığı o dönemde, buzdolabı pazarlayan birçok firma servis ve bakım işlerini Seyit Bey’e emanet etti. Üstelik bu servis işleri sadece Konya ile sınırlı kalmadı; çevre illerin bakım işlerine de Seyit Bey bakmaya başladı.

Daha sonra iki ağabeyi ile birlikte Organize Sanayi Bölgesi’nde Karipek Buzdolabı Fabrikası’nı açarak, imalata başladılar. Sadece Konya’da değil; pek çok şehirde ve sahil kentinde sanayi tipi buzdolapları ve soğuk hava tesisleri kurdular. 

Buzdolabı imalatının yanı sıra emaye işine de girdiler. 

Sermayelerini eve, arsaya veya apartmana değil, her zaman imalata yatırdıklarını söylerdi Seyit Bey. 

Prensipli ve titiz yapısıyla yanında onlarca buzdolabı tamircisi ve usta yetiştirdi.

Seyit Bey ile birlikte 1991 yılında Sağlık ve Eğitim alanlarında hizmet amacı ile Konya Ortopedi Vakfını kurduk. Kliniğimizin önemli ihtiyaçları vakıf tarafından karşılandı.

KONYA'NIN İLK SOĞUTMACISI: SEYİT BÜYÜKİPEKÇİ

Günümüzde halen devam eden, ihtiyacı olan tıp ve diş hekimliği fakültesi öğrencilerine verilen burslar, vakfın kurulduğu o ilk yılda başlatılmıştı.

Vakfın imkanlarıyla Konya’da birçok ilköğretim okuluna akıllı tahta sistemleri kuruldu. İhtiyacı olan okullara masa, sıra, kitaplık temin edildi, kırtasiye yardımları yapıldı ve bilgisayar destekleri verildi.

Vakıf; o dönem Konya’da alınması oldukça zor olan ambulans hizmetini, trafik kazası geçiren yaralı hastaların bile hastanemize özel araçların arka koltuklarında getirildiği o yıllarda, aldığı iki ambulans ile o hizmeti vermeye gayret etti. 

İnsanların ve yöneticilerin dikkatini çekmek için, ambulansların üzerine “Hasta ambulansta taşınır” sloganını yazdırmıştık. 

Vakıf ayrıca;  o zaman Konya’da eksikliği hissedilen bir rehabilitasyon merkezi ile ortez-protez atölyesi kurdu. 

Seyit Beyin rahmetli teyzesinin ve eniştesinin vakfa bağışladıkları Meram’daki beş bin metrekarelik arsaya, yine vakfın imkanlarıyla yaptırılan ortaöğretim okulunda bugün yüzlerce öğrenci eğitim görmektedir.

Vakıf sorumluluğuna ve kültürüne son derece vakıf olan Seyit Bey, vakıfta çalıştığı günlerde yemeğini ve çayını evinden getirir, kendisini ziyarete gelenlere yaptığı ikramların ücretini de kendi cebinden öderdi.

Seyit Bey, vakıf üyelerinden bir arkadaşının bir gün kendisine “Sen bu vakıftan kaç lira maaş alıyorsun?” diye sormasına çok üzülmüştü. 

Bunun üzerine biz de vakfın salonuna, “Vakıf yöneticilerinden hiçbir kimse şimdiye kadar hizmetlerinin karşılığında vakıftan hiçbir ücret almamıştır ve bundan sonra da almayacaklardır” ifadesinin yer aldığı bir levha astık. 

O levha, halen asıldığı yerde durmaktadır.

Rahatsızlığı döneminde başta muhterem eşi Münire Hanımefendi olmak üzere çocukları Semih, Serdar, Serpil ve damadı İbrahim ona gayet iyi baktılar; ellerinden gelen her şeyi yaptılar.

Hayır ve hasenat insanı, gerçek bir İstanbul beyefendisi olan Seyit Ağabeyi Allah cennetinde ağırlasın. 

Ruhu şad olsun.
 

Yazarın Diğer Yazıları