Prof. Dr. Abdurrahman KUTLU            (Selçuk Üniversitesi Eski Rektörü)

TACİKİSTAN'DA ENVER PAŞA ÜNİVERSİTESİ'NİN KURULMASI

Prof. Dr. Abdurrahman KUTLU (Selçuk Üniversitesi Eski Rektörü)

Her tarih okurunun Enver Paşa hakkında olumlu ya da olumsuz söyleyecek bir sözü mutlaka vardır.

Osmanlı Devleti’nin yıkılış döneminde önemli görevler üstlenen Enver Paşa, ülkeden ayrıldıktan sonra da boş durmamış, şehit oluncaya kadar Türkistan’da Türk halklarının bağımsızlığı için savaşmıştır. 

Enver Paşa; Trablusgarp Savaşı’nda (1911-1912), Balkan Savaşları’nda (1912-1913) ve Kafkasya Cephesi’nde (1914-1915) önemli roller üstlenmiş, I. Dünya Savaşı sırasında Harbiye Nazırı ve Başkomutan Vekili olarak görev yapmış ve Sarıkamış Harekâtı’nı bizzat yönetmiştir.

Enver Paşa’nın Sarıkamış Harekâtı’ndaki temel amaçlarından biri, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda (93 Harbi) kaybedilen Kars, Ardahan, Batum ve çevresindeki toprakları geri almak ve bölgedeki Rus ordusunu kuşatarak etkisiz hale getirmekti. 

Enver Paşa ve dönemin İttihatçı kadrosu, uygulamaları ve siyasi tercihleri nedeniyle eleştirilebilir. Bununla birlikte, özellikle dönemin üst düzey İttihatçı kadrolarını yakından tanıyanların, o dönemle ilgili yazı yazanların ortak değerlendirmeleri; tartışmasız, bu kişilerin vatansever ve dürüst oldukları yönündedir.

I. Dünya Savaşı’nın yenilgiyle sonuçlanmasının ardından, 30 Ekim 1918’de Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandı. 1 Kasım’ı 2 Kasım’a bağlayan gece, İttihat ve Terakki’nin önde gelen isimlerinden Enver Paşa, Talat Paşa ve Cemal Paşa başta olmak üzere bazı İttihatçılar ülkeden ayrıldılar. 

Ayrılışlarını, hesap vermekten çekinmediklerini, şartların normale dönmesinin ardından geri gelip hesap verecekleri düşüncesiyle açıklıyorlardı. Alman torpidosuyla İstanbul’dan ayrılan grup, ilk olarak Kırım’daki Sivastopol Limanı’na ulaştı. Burada yolları ayrıldı. 

Talat Paşa, Cemal Paşa ve diğer bazı İttihatçılar Berlin’e giderken, Enver Paşa Kafkasya’ya gitmek istemişse de, bu mümkün olmadı. O da Berlin’e geçti.

Berlin’de zor günler geçiren Enver Paşa, Rusya’ya geçti. Moskova’da Lenin’le görüştü. Kafkasya’da çeşitli toplantılar düzenledi. Hatta Anadolu’daki Milli Mücadele’nin liderliğini üstlenmeyi bile düşündü. Ancak Sakarya Meydan Muharebesi’nin kazanılması ve Anadolu’daki gelişmelerin kendi siyasi hedefleri açısından farklı bir yön alması üzerine rotasını Orta Asya’daki Türk topluluklarını birleştirmeye çevirdi. Ekim 1921’de Buhara’ya geçti.

Bölgede Sovyet (Bolşevik) işgaline karşı mücadele eden Türkistanlı direnişçilerin, yani Basmacı Hareketi’nin önde gelen liderlerinden biri haline geldi. Sovyet kuvvetlerine karşı gerilla mücadelesini örgütledi ve yürüttü.

TACİKİSTAN'DA ENVER PAŞA ÜNİVERSİTESİ'NİN KURULMASI

Enver Paşa, 4 Ağustos 1922’de, bugün Tacikistan sınırları içinde bulunan Belcivan yakınlarındaki Çegan Tepesi’nde Kızıl Ordu birlikleriyle girdiği çarpışmada hayatını kaybetti.

Enver Paşa’nın Bolşeviklere karşı savaşırken şehit olması, sadece bölge halkı üzerinde değil, Buhara ve çevresindeki Türkistanlı halklar üzerinde de derin bir etki bıraktı.

Bölgedeki Tacik ve Özbek köylülerinin, Enver Paşa’nın naaşının Sovyet askerleri tarafından tahrip edilmesini veya bulunduğu yerden götürülmesini önlemek amacıyla büyük riskler üstlendikleri anlatılır. Rivayetlere göre naaşı, yerel bir aile ve köy halkı tarafından uzun yıllar boyunca gizlice korunmuş, mezarın yeri Sovyet makamlarından saklanmıştır.

Bölge halkı Enver Paşa’yı yabancı bir komutandan ziyade, kendilerini Bolşevik yönetimine karşı mücadelede destekleyen bir lider olarak görmüştür. Ölümünden sonra mezarının bir ziyaret yeri haline geldiği, kendisine saygı göstermek amacıyla “Devlet Paşa” ve “Paşai Gazi” gibi unvanlarla hitap edildiği ifade edilmektedir. 

Enver Paşa’nın hatırası bölgede öylesine derin izler bırakmıştır ki şehit düştüğü Belcivan ve Abıderya çevresindeki bazı ailelerin, nesiller boyunca erkek çocuklarına “Enver” adını verdiği anlatılmaktadır.

Yerel halkın hafızasında Enver Paşa’nın ölümü, Basmacı Hareketi’nin ve Türkistan’ın bağımsızlık mücadelesinin sonu olmaktan ziyade, bu mücadelenin sembollerinden biri hâline gelmiştir. 

Paşa’nın hayatını kaybettiği topraklar, bölge insanının bir kesimi için milli ve dini direnişin simgelerinden biri olarak önemini korumuştur. Bu tarihi ve duygusal bağlılık nedeniyle, 1996 yılında Enver Paşa’nın naaşının Türkiye’ye nakledilmesi gündeme geldiğinde, bölgedeki bazı yerel sakinlerin ve yaşlıların mezarın açılmasına ve naaşın götürülmesine başlangıçta duygusal tepki gösterdikleri aktarılmaktadır. Onların dile getirdiği, “Paşa bizim de paşamızdır, o buralıdır ” sözü, Enver Paşa’nın bölge halkının hafızasında nasıl bir yer edindiğini göstermesi bakımından anlamlıdır. 

Enver Paşa’nın naaşı, 1996 yılında Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in girişimleri ve talimatı doğrultusunda Türkiye’ye getirildi. İstanbul’da, Hürriyet-i Ebediye Tepesi olarak da bilinen Abide-i Hürriyet Tepesi’ne defnedildi.

TACİKİSTAN’DA ENVER PAŞA ÜNİVERSİTESİ KURULMALI

Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından bağımsızlıklarını kazanan Türk devletlerinin bazılarında, Türkiye’nin katkılarıyla kurulan ve Türk dünyası arasındaki akademik iş birliğine önemli katkılar sunan üniversiteler bulunmaktadır. 

Bu tecrübeden hareketle, Tacikistan’da da Enver Paşa Üniversitesi adıyla bir yükseköğretim kurumunun kurulması, Türk dünyası ile Orta Asya halkları arasındaki tarihi, kültürel ve akademik bağların güçlendirilmesine katkı sağlayacağı muhakkak.

Böyle bir üniversite; Türk tarihi, Orta Asya araştırmaları, uluslararası ilişkiler, mühendislik, teknoloji, tarım ve diğer bilim alanlarında eğitim ve araştırma faaliyetleri yürütebilir. 

Türkiye ile Tacikistan arasında öğrenci ve akademisyen değişimini teşvik ederek ortak bilimsel projelerin geliştirilmesine, genç kuşakların yetişmesine ve iki ülke arasındaki dostluk ilişkilerinin güçlenmesine hizmet edebilir. 

Enver Paşa’nın Türkistan’daki mücadelesi ve bölge halkının hafızasında bıraktığı izler dikkate alındığında, onun adını taşıyacak bir üniversite kurulması, tarihi hatıranın eğitim ve bilim yoluyla geleceğe taşınması bakımından da anlamlı bir girişim olacaktır. 

Elbette böyle bir projenin hayata geçirilebilmesi için Tacikistan’ın ilgili kurumlarıyla iş birliği yapılması, iki ülke arasında gerekli diplomatik ve akademik görüşmelerin yürütülmesi, üniversitenin eğitim dili, akademik yapısı, finansmanı ve faaliyet alanlarının ortak bir anlayışla belirlenmesi gerekmektedir.

Bu doğrultuda, devletimizden ve Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dan beklentimiz; Tacikistan’da “Enver Paşa Üniversitesi” adıyla bir üniversite kurulması için gerekli girişimlerin başlatılmasıdır. 

Türk dünyasının ortak tarihi ve kültürel mirasını bilimle buluşturacak böyle bir üniversitenin, Türkiye ile Tacikistan arasındaki dostluğa ve bölgesel iş birliğine kalıcı katkılar sağlayacağına inanıyoruz.

Yazarın Diğer Yazıları