Osman Avcı

Dil kırmak değil, dil döndürmek

Osman Avcı

Yaklaşın yarenler!
Hasbihal edek…

Süheyl İbn-i Amr’ı tanıyanlarınız elbette vardır. Tanımayanlar için kısaca özetleyeyim.

Peygamberimizin ilk tebliğ yıllarında müşriklerin önde gelen isimlerinden, Kureyş’in meşhur hatiplerinden biri.

Şimdiki kişisel gelişimciler var ya;
“Yaparsın, edersin, başarırsın!” diye millete gaz veren tipler…

Heh, işte onların ağababası sayılır.

Konuşmaya başladığı zaman karşısındakini ikna etmeden bırakmayan cinsten bir hatip. Sözü kuvvetli, hitabeti tesirli.

Bedir Savaşı günlerinde öyle konuşmalar yapar ki Kureyşli müşrikleri cesaretlendirir, insanları peşinden sürükler.

Derken Bedir biter.

Esirler arasında Süheyl de vardır.

Adaletin simgesi olarak bildiğimiz Ömer Efendimiz, Allah Resulü’nün yanına gelir ve Süheyl’in etkili hitabetini ortadan kaldırmak maksadıyla dişlerinin sökülmesini teklif eder. Böylece bir daha İslam’ın ve Peygamberimizin aleyhinde konuşamayacağını düşünür.

Fakat Allah Resulü buna müsaade etmez.

Ömer Efendimize, günün birinde Süheyl’in kendisini memnun edecek bir tavır ortaya koyabileceğini söyler.

Süheyl, daha sonra fidye karşılığında serbest kalanlar arasındadır.

Zaman geçer…

Dün İslam’ın karşısında duran Süheyl, gün gelir Müslüman olur.

Ve asıl mesele bundan sonra başlar.

Peygamber Efendimizin vefatının ardından İslam coğrafyasında büyük bir sarsıntı yaşanır. İnsanların kafası karışıktır, farklı sesler yükselmekte, fitne ateşi etrafı sarmaktadır.

İşte o gün Süheyl ayağa kalkar.

Bir zamanlar İslam’a karşı kullandığı o kuvvetli hitabetini bu defa İslam için kullanır.

Öyle bir konuşma yapar ki insanların dağılmasının önüne geçer, büyümeye başlayan fitnenin bastırılmasında önemli bir rol oynar.

Yıllar önce Allah Resulü’nün işaret ettiği gün gelmiştir.

Ömer’in kırmak istediği dişlerin arkasındaki dil, bu defa Müslümanları teskin etmektedir.

Mesele tam da burada yarenler…

Dil kesmek kolaydır.

Diş kırmak kolaydır.

Bir insanı susturmak, dışlamak, “Sen adam olmazsın.” deyip kenara atmak kolaydır.

Zor olan, o insana dokunabilmektir.

Zor olan, bugün yanlış yerde duran bir insanın yarın doğru yerde durabileceğine inanabilmektir.

Zor olan, insanı kaybetmek yerine kazanmanın derdine düşmektir.

Peygamberimizin insan yetiştirme usulünün en güzel taraflarından biri de belki budur.

“Sevdirin, nefret ettirmeyin.” diyen bir Peygamberin ümmeti olmak, insanları bir kalemde silmekle olmuyor.

Çünkü insan yetiştirmek zaman ister.

Sabır ister.

Emek ister.

Bazen yıllarca yanlış yerde duran bir insana doğru yerde duracağı günü bekleyecek kadar merhamet ister.

Anlayacağınız yarenler…

Bu yol meşakkatli.

İnsan yetiştirme derdi olanın zamanı da sabrı da çok olmalı.

Bugün hemen susturmak istediğimiz insanların, yarın hangi hayra vesile olacağını bilmiyoruz.

Belki mesele, dili kesmek değil; o dilin yönünü değiştirebilmektir.

Rabbim bize dil kesmekten çok, dil döndürmeyi nasip etsin.

Yazarın Diğer Yazıları