Osman Avcı

Kıssalar hikaye değil, aynadır

Osman Avcı

Kur’an’da anlatılan kıssaları çoğu zaman geçmişte yaşanmış ve bitmiş olaylar gibi okuyoruz. Oysa kıssalar sadece tarih anlatmaz; insanı anlatır. Bir dönemi değil, her dönemi konuşur. Bir kavmi değil, her toplumu muhatap alır.

Peygamberler de yalnızca geçmişi anlatan birer meddah değildi. Onlar, yaşadıkları toplumun yanlışlarını gösteren, doğruyu işaret eden rehberlerdi. Kıssaların amacı da bizi duygulandırmak ya da şaşırtmak değil; kendi hayatımızı sorgulamaya davet etmektir.

Ben de tam bu noktada şu soruyu sormak gerektiğini düşünüyorum:

Acaba kıssalarda anlatılan helâk sebeplerini sadece belirli fiillere mi indirgemeliyiz, yoksa o toplumların yanlış karşısındaki sessizliğini de görmeli miyiz?

Bir toplumda kötülük kadar, kötülüğe alışılması da tehlikelidir. Çünkü yanlışın normalleştiği yerde vicdan yavaş yavaş susar. İnsanlar önce görmezden gelir, sonra kabullenir, en sonunda da savunmaya başlar.

Bugün çevremize bakalım…

Kırmızı ışıkta geçen birini görüyoruz, ses çıkarmıyoruz.

Yere çöp atanı görüyoruz, umursamıyoruz.

Toplumun huzurunu bozan davranışlarla karşılaşıyoruz, “Bana ne?” deyip geçiyoruz.

Sonra dönüp ülkenin, dünyanın ya da insanlığın büyük meseleleri üzerine uzun uzun konuşuyoruz.

Oysa büyük bozulmalar, çoğu zaman küçük ihmallerle başlar.

Belki de kıssaların bize verdiği en önemli derslerden biri şudur:

Bir toplumu sadece kötüler ayakta tutmaz; iyilerin sessizliği de onu çöküşe sürükleyebilir.

Erdemli olmak yalnızca kötülük yapmamak değildir. Yanlış karşısında doğruyu söyleyebilme cesaretini gösterebilmektir. Çünkü bazen bir toplumun kaderini belirleyen şey, kötülüğün büyüklüğü değil, iyiliğin sessizliğidir.

Kur’an kıssaları, geçmişte yaşamış insanların hikâyeleri olmaktan çok, bugün bize tutulmuş bir aynadır. O aynaya bakıp başkalarını değil, önce kendimizi görebildiğimiz gün, kıssaların gerçek maksadını da anlamaya başlayacağız.

Yazarın Diğer Yazıları