BİR KİTAP:ANNEM ŞEFİKA
Prof. Dr. Abdurrahman KUTLU (Selçuk Üniversitesi Eski Rektörü)
Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı Dr. Nuriye Ortaylı’nın, annesinin anlattıklarından yola çıkarak kaleme aldığı Annem Şefika adlı kitap, onun yaşadığı büyük sıkıntıları ve unutulmaz acıları anlatır.
Kitabın önsözünde Dr. Ortaylı şöyle der:
“…Çocukluğunu Sovyet yönetiminin türbülansına, gençliğini İkinci Dünya Savaşı’nın ölümcül kaosuna kaptırmış, savaş sonrası yoksul Türkiye’sinde huzurlu bir sığınak bulmuş annemin hikâyesini anlatacağım; Kırım’dan Stalingrad’a, savaş Avusturyası’ndan Ankara’ya.”
1917 yılında, Rusya’da Bolşevik İhtilali’nin yapıldığı yıl, Akmescit (Simferopol) yakınlarında bir köyde varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Şefika Karaşay, yeni rejimin (komünizm) tüm zorluklarını ailesiyle birlikte yaşar.
Toprak sahibi ve varlıklı olmaları nedeniyle sürekli “burjuva” olmakla suçlanan aile, yeni rejimin mülksüzleştirme politikaları sonucu mallarını ve topraklarını kaybetmelerine rağmen bu suçlamadan kurtulamaz.
Babasının ilkokul çağlarında iyilik ettiği bir rejim görevlisinin tavsiyesine uyarak, Karaşay soyadının tanınmadığı bir şehre taşınmayı göze alan aile, büyük sanayi yatırımlarının başladığı Volga Nehri kıyısındaki Stalingrad’a istemeyerek yerleşir.
Ancak olumsuz koşullar altında yaşam mücadelesi veren ailenin sıkıntıları, İkinci Dünya Savaşı ile daha da artar. Şehir günlerce Alman uçakları tarafından yoğun şekilde bombalanır ve ardından Alman askerleri kente girer.
Büyük sıkıntılar içinde hasta olan annesi “Ben iyi bakarım” diyen ablasının yanına, Gence’ye (Azerbaycan) gönderilir. Ancak Şefika Hanım annesini bir daha göremez.
Bir süre sonra, cenaze törenlerinin yasak olduğu bir ortamda, Tatarların katılımıyla babası Hacı Seferşah, Mirza Karaşay’ı Stalingrad’da toprağa verir.
Tüm bu zorluklara rağmen Şefika Hanım, Stalingrad’da fakülteden Rus Dili ve Edebiyatı diploması almayı başarır.
Bu diploma, gerektiğinde Almanlara Yahudi olmadığını kanıtlamasını sağlayacak; ilerleyen yıllarda ise Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Rus Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde 28 yıl öğretim elemanlığı yaparak yüzlerce öğrenci yetiştirmesine imkân tanıyacaktır.
Kitapta ayrıca, Almanların fabrikalarında çalıştırılmak üzere batıya trenle taşınan esirler arasında, iki kardeşiyle birlikte yer alan Şefika Hanım’ın, büyük riskler alarak tren değiştirip Akmescit’e dönüşü de anlatılır.
Şefika Hanım’ın Akmescit’te bulunduğu günlerde, iki hafta daha geç kalıp Almanların Avusturya’daki kamplarına gönüllü sürgünü seçmemiş olsaydı, Stalin’in 18 Mayıs 1944’te başlattığı Kırım Sürgünü’ne maruz kalacağı da kitapta yer alan çarpıcı detaylardandır.
Şefika Hanım, sağlığında rejimin çöküşüne ve Sovyetler Birliği’nin dağılmasına da tanıklık eder. Bu büyük olay karşısında ise şu sözleri söyler:
“…Bizi mahvettiler. Ne için? Kimin için?”
Kronik Kitap’ta basılan eserin tanıtımında şu bilgiler yer alıyor:
“ 1917’de doğan; hayatı Kırım’dan Stalingrad’a, Nazi kamplarından Ankara’da Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde Rus Dili hocalığına uzanan, yoksulluk, baskı ve vatansızlıkla sınanan bir hayat. Atlattığı onca badireye rağmen insani değerleri, merhameti ve umudu kaybetmemiş bir kişilik Şefika Karaşay Ortaylı.
Şefika Ortaylı, 20.yüzyılın en sert kırılmalarını yaşamış bir kuşaktan. Çocukluğunu ve gençliğini savaşların ve ideolojik baskıların gölgesinde geçirdi; Türkiye’de ise yüzlerce öğrenci yetiştirdi.
Bu sayfalarda şekillenen yalnızca bir öğretmen ya da bir akademisyen değil; anlatmayı seven, dinlemeyi bilen, insanları kökenlerine, inançlarına ya da siyasi tercihlerine göre ayırımı reddeden güçlü bir vicdanın portresi.
Nuriye Ortaylı, annesinin yıllar boyunca günlük sohbetler sırasında aktardığı anıları bir araya getirirken kişisel bir hafıza kaydı tutuyor.
Büyük tarih anlatılarının dışında kalan, çoğu zaman görünmeyen insan hikâyelerini görünür kılıyor.
Sürgünlerin, savaşların ve sessiz direnişlerin içinden geçen bu anlatı, insanların her koşulda nasıl insan kalabildiğini hatırlatıyor.
Annem Şefika, “enteresan zamanlarda” yaşamış bir kadının hayatından süzülen tanıklıklarla, bugünün dünyasına doğrudan seslenen bir hafıza kitabı.”

