DÜNYADA ÇOK YÖNLÜ DEĞİŞİM YAPAN SU YOLU: SÜVEYŞ KANALI
Prof. Dr. Abdurrahman KUTLU (Selçuk Üniversitesi Eski Rektörü)
Süveyş Kanalı, 1869 yılında Osmanlı Hakimiyetinde olan Mısır topraklarında açıldıktan sonra dünya ticaretini değiştirmekle kalmamış; Osmanlı Devletinde, bölgede, Avrupa ülkelerinde ekonomik, askeri, siyasi alanlarda da önemli sonuçları olan değişikliklere sebep olmuştur.
Afrika’ın güneyini ( Ümit Burnu ) dolaşmaya gerek kalmadan, deniz ulaşımını kısaltan, Kızıl Deniz ile Akdeniz arasında açılan Süveyş Kanalı, dünyada insan eliyle açılan en uzun su yoludur.
Süveyş Kanalı, Mısır’ın bağımsızlık sürecinde ve Osmanlı’nın bölgedeki hakimiyetini kaybetmesinde de önemli rol oynamıştır. Uzak Doğudan, Asya’dan Doğu Akdeniz şehirlerine ulaşan ticaret yollarını büyük ölçüde etkilemiş, bunlardan da en çok zarar gören Osmanlı Devleti olmuştur.
Süveyş Kanalı’nın 17 Kasım 1869 yılındaki açılışında “Ülkem artık Afrika’da değil, Avrupa’nın bir parçası” diyen Mısır Hidivi (Valisi) İsmail Paşa çok önemli bir jeopolitik değişikliğin haberini veriyordu. Öyle de oldu. Süveyş Kanalı Osmanlı’nın yıkılış sürecinden Avrupa siyasi yapısına, dünya ticaretinden Mısır’ın kendi iç politikasına kadar pek çok şeyi etkiledi.
Süveyş Kanalı her geçen gün önemini artırmaya devam etmektedir. Bugün küresel ticaretin yaklaşık yüzde 12’si bu kanal yolu ile taşınmaktadır ve Mısır ekonomisine yıllık 5.8 milyar dolar katkı sağlamaktadır. Günde ortalama 70 civarında geminin geçtiği kanalda geçiş süresi 12-16 saattir ve günlük 10 milyar dolarlık mal taşınmaktadır.
İnşa edildiğinde 164 kilometre uzunluğunda ve 8 metre derinliğindeki kanal, 1980 ve 2015 yıllarında başlatılan genişletme çalışmaları ile şu anda 193 kilometre uzunluğa, 24 metre derinliğe ve 205 metre genişliğe sahiptir.
Süveyş Kanalı, ülkelerin jeopolitik önemini ve ticaret dengelerini değiştirmekle kalmadı. Denizleri birleştirdi ve deniz biyolojisini de etkiledi.
Birçok istilacı türün Umman Denizinden, Kızıl Deniz yolu ile Akdenize ulaşıp, Marmara Denizi yoluyla, Karadenize geçişini sağladı. Bu şekilde dünyadaki en tuzlu deniz olan Kızıldeniz, en tatlı deniz Karadeniz ile birleşti. Akdeniz ise hem Atlas Okyanusu’na, hem de Hint Okyanusu’na bağlandı.
Kanalın açılması fikri 16. yüzyıldan itibaren Osmanlı’nın gündeminde olmuşsa da gerçekleştirilemedi. Kanalın açılması 1798 de Napolyon’un Mısırı işgal etmesi ile Fransa’nın gündemine girmiştir. İngiltere, Asya-Hint deniz ticaret yollarını kaybetme korkusu sebebi ile kanal açılmasına karşı çıkmıştır. Başka Avrupa ülkelerinin de menfaatlerine göre hareket etmeleri sonucunda, Kanal sadece Osmanlı Devletini değil, başta İngiltere, Fransa, Avusturya olmak üzere bazı Avrupa ülkelerinin de dahil olduğu siyasi bir mesele halini almıştır.
İngiltere’nin başta olduğu muhalefete rağmen Fransız diplomat Ferdinand de Lesseps projeyi sahiplendi. Tekrar ölçümler yaptırdı, uluslararası birçok bilim adamını bölgeye davet etti. Saltanattan gerekli onayı alan Mısır Valisi Said Paşa’nın gayreti ile 1859’da kanal inşaasına başlandı. İlk önce, binlerce Avrupalı işçi kanalı kazmak için işe alındı. 1861’de Said Paşa, 10 bin işçiyi kanal için çalışmaya gönderdi.
Süveyş Kanalı’nın yapımı 10 yıl sürdü ve yapımında 1 milyondan fazla işçi çalıştı ve bunların yaklaşık 120 bini çeşitli sebeplerden hayatını kaybetti.
Kanal Mısır’ın bağımsızlık mücadelesinin de merkezinde yer aldı. Kanalı açan Fransız şirket, projeyi bugünkü yap işlet devret modeliyle üstlenmiş ve elli yıl işletme hakkı kazanmıştı.
1905 yılına gelindiğinde Fransız şirket, işletme süresini elli yıl daha uzatılmasını istedi, ancak Mısır yöneticileri bu talebi kabul etmedi.
26 Temmuz 1956’da zamanın Mısır Cumhurbaşkanı Cemal Abdülnasır, Süveyş Kanalı’nı millileştirme kararı aldı. Bu karara karşı İngiltere, Fransa ve İsrail Kanalı tekrar almak için ittifak halinde hareket etmişlerse de Sovyetler Birliğinin devreye girmesiyle bu mümkün olmamıştı. Cemal Abdülnasır tüm bunların ardından “Süveyş Kanalı’nı millileştirmeseydik, 2000 yılına kadar bize vermeyeceklerdi” demiştir.
Süveyş Kanalı’nın tarihimizde, 1.Dünya Savaşında 1915 ve 1916 yıllarında, 1. ve 2.Kanal Harekatı olarak adlandırılan ve acı hatıraları olan savaşlar vardır.
Cemal Paşa komutasında yürütülen bu savaşların sonunda binlerce askerimiz şehit düşmüş, kaybolmuş veya esir düşmüştür.


