Prof. Dr. Abdurrahman KUTLU            (Selçuk Üniversitesi Eski Rektörü)

SAVAŞIN AĞIRLIK MERKEZİ HÜRMÜZ BOĞAZI OLDU

Prof. Dr. Abdurrahman KUTLU (Selçuk Üniversitesi Eski Rektörü)

Trump ve Netenyahu’nun, halklarının çoğunluğu desteklemese de, savaş kabinelerinin İran’a başlattığı savaş bir ayı geçti. 

Karşılıklı füze saldırılarında büyük petrol ve gaz depoları havaya uçurulmakta, petrol taşıyan tankerler denizlerde vurulmaktadır. 

Bütün şiddetiyle devam eden savaşta sadece can kayıpları olmakla kalmayıp, çevre ve atmosfer büyük ölçüde kirletilmektedir. 

Trump’ın çelişkili, güvenilmez açıklamalarına bakılırsa, savaşın ne zaman biteceği de belli değil. 

Savaş’a Hürmüz Boğazı damga vurdu. Adeta savaş Hürmüz Boğazı’na düğümlendi. Hürmüz Boğazı savaştan önce Körfez ülkelerinden günde yaklaşık 15 milyon varil petrolün, Çin, Japonya, Hindistan, Güney Kore başta olmak üzere birçok ülkeye taşındığı stratejik bir boğazdır.

SAVAŞIN AĞIRLIK MERKEZİ HÜRMÜZ BOĞAZI OLDU

Hürmüz Boğazı’nın İran tarafından kapatılması, dünyada petrol, doğal gaz, sıvılaştırılmış gaz fiyatlarını artırmış, buna bağlı olarak gıda fiyatlarını artırmış ve birçok ülkede enflasyonu yükseltmiştir. 

Hürmüz Boğazı sadece petrol ve gaz değil, gıdanın da darboğazı. 

Körfez bölgesindeki ülkelere gıda ve tahıl taşıyan gemilerin çoğu bu suyolundan geçiyor. Bir analiz şirketi verilerine göre, geçen yıl Körfez bölgesine ithal edilen yaklaşık 30 milyon ton tahılın 14 milyon tonu İran’a gitti ve bu tahılın çoğu Hürmüz Boğazı’ndan geçti.

Hürmüz Boğazı, Umman Denizi ile Basra Körfezi’ni birleştirir. 

Körfez’e Irak, Kuveyt, Suudi Arabistan, Katar, BAE ve İran’ın kıyısı vardır. Başta Suudi Arabistan olmak üzere bu ülkelerin petrol satışlarının çoğu Hürmüz Boğazı yolu ile olmaktadır.

Körfez ülkelerinin de içinde bulunduğu Arap yarımadası Yavuz’un Mısır seferinde (1517) Osmanlı hâkimiyetine girdi ve 1.Dünya Savaşı yıllarına kadar Osmanlı hâkimiyetinde kaldı. 

Osmanlı bu coğrafyayı Avrupa’nın sömürgeci ülkelerine karşı korudu. Kabileler arasında kavgalara meydan vermedi ve kurduğu idari sistemle,  400 yıl Ortadoğu coğrafyası tarihlerindeki en huzurlu dönemini yaşadı. 

Osmanlı o topraklardan çekildikten sonra, o coğrafyada çekişmeler, kan ve gözyaşı hiç eksik olmadı.

ABD ve İsrail’in sivil yerleşim yerlerini gözetmeden, okul, hastane demeden saldırdığı İran’da birçok sivil hayatını kaybetti. Bunlardan en çok dikkat çeken bir ABD füzesinin bir okula isabet etmesi sonucu 175 ilkokul kız öğrencisinin, öğretmenleri ile beraber ölmesi olmuştu. 

Ayetullah Ali Hamaney ve sivil- asker üst komuta kademesinin ABD ve İsrail tarafından öldürülmesi bu savaşın en kritik ve unutulmaz yönü oldu.

İran, ABD üslerinin bulunduğu Körfez ülkelerinin enerji tesislerine yönelik misilleme saldırıları ile savaş Ortadoğu’ya yayılmakla kalmamış, bütün dünyanın ekonomisini alt üst etmiş, savaş bütün dünyayı ilgilendiren bir durum almıştır. 

SAVAŞIN AĞIRLIK MERKEZİ HÜRMÜZ BOĞAZI OLDU

İsrail, İran saldırılarının yanında komşusu Lübnan’a saldırmaya devam etmektedir. 

ABD’nin İran’a kara harekâtı gündemdedir. Siyaset yorumcuları, ABD’nin İran’a kara harekâtı başlatması halinde, sonucun Vietnam yenilgisine benzeyeceğini belirtmektedirler. 

2. Dünya Savaşı’ndan sonra yeniden kurulan dünya düzeni, çok önemli bir problem yaşanmadan 1990 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılmasına kadar bir güç dengesi içinde geldi. 

Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra tek kutuplu hale gelen dünyada, ABD güç zehirlenmesine uğradı. 

O zamandan beri çeşitli amaçlarla ve bahanelerle istediği ülkelere insani değerler, uluslararası sözleşme kuralları demeden saldırmaya devam etmektedir. Dünyada ABD’yi yalnızlaştıran bu acımasız, gaddar politikalar, şimdiki Başkan Trump’ın umurunda değil.

Savaş, komşumuz İran’la ilgili olduğu için, her yönü ile bizi yakından ilgilendirmektedir. En basit haliyle komşudaki ateşin bize de sıçrayacağını iyi bilerek dikkatli olmak mecburiyetindeyiz. İslam dünyasında olan mezhep ayrılığı tuzağına düşmeden, kışkırtmalara gelmeden ve güvenilirliğimize halel getirmeden, dikkatli ve tedbirli olarak arabuluculuk görevine devam etmeliyiz. 

Komşumuz Irak’ın ABD tarafından işgal edildiği, 1991 ve 2003 yıllarında olan 1.ve 2. Körfez Savaşlarının ve son 15 yıl içinde komşumuz Suriye’de yaşananların, bizim açımızdan her yönden sıkıntılı büyük tecrübeleri vardır.

Büyük Atatürk, 100 yıl önce komşu ülkelerle ilişkiler konusunda  “Komşularınızla iyi geçinin, onları kışkırtmaktan sakının, onların iç işlerine karışmayın “ demiştir.

Birçok savaşlara katılmış, birçok cephede komutanlık yapmış olan Atatürk’ün  “Yurtta sulh, cihanda sulh “  sözüne uyulmasına,  bugün bütün dünyanın her zamankinden daha fazla ihtiyacı vardır.

SAVAŞIN AĞIRLIK MERKEZİ HÜRMÜZ BOĞAZI OLDU
 

Yazarın Diğer Yazıları