DİJİTAL OBEZİTE
Prof. Dr. Ahmet Tarhan
Obezite, günümüzde en büyük sağlık problemlerinden birisi olarak dikkat çekmektedir. Çalışma hayatının koşuşturması nedeniyle sağlıklı beslenme için vakit ayıramayan insanlar, kısa sürede hazırlanan ve tüketilebilen gıdalara yönelmektedir. Bu da dengesiz bir beslenmeyle birlikte çeşitli sağlık sorunlarına yol açan bir olguyu gündeme getirmiştir.
Sosyal medya, günümüz yaşamının ayrılmaz bir parçası olarak, önemli ölçüde bilgiye erişme, insanlarla bağlantı kurma ve eğlence olanağı sağlamaktadır. Bununla birlikte bu mecraların yaygın kullanımı, kullanıcılar ve özellikle de ergenler arasında sosyal medya bağımlılığına neden olmaktadır.
Bireylerin günlük yaşamlarında olumsuz etkilere yol açan sağlıksız ve aşırı sosyal medya kullanma alışkanlıkları “problemli sosyal medya kullanımı” olarak değerlendirilmektedir. Gün içerisinde uzayan ekran süreleri ve maruz kalınan denetimden uzak içeriklerin insanlarda hem fiziksel hem de mental düzeyde bir takım sorunlara yol açtığı konusu, son yıllarda iletişim ve sağlık alanındaki saygın akademik dergilerde sıklıkla dile getirilen konular arasında yer almaktadır.
Dijital obezite, kişinin dijital ortamlarda, zihinsel, bedensel ve ruhsal sağlığını bozabilecek ölçüde, aşırı olarak dağınık -bütünlüksüz- birbiri ile bağlantısı olmayan bilgi, içerik ve bildirim alması olarak tanımlanmaktadır.
Teknolojinin aşırı kullanımına bağlı olarak, gün boyu teknolojiden kopamaz hale gelen bireyler, sunulan içerikleri tüketmeye devam ettikçe psikolojik ve fiziksel açıdan sorun yaşayabilmekte, bireyler giderek “dijital obezlere” dönüşmektedir.
Dünya genelinde Temmuz 2025’in başında yapılan araştırmaya göre, 41 milyar sosyal medya kullanıcısı bulunmaktadır. Bu rakam, küresel nüfusun yüzde 65,7’sine karşılık gelmektedir. Sosyal medya kullanıcı sayısı da son 12 ayda artmaya devam etmektedir.
Son bir yıl içerisinde sosyal medyaya 241 milyon yeni kullanıcının katıldığı dile getirilmektedir. Bu, kullanıcı oranında yıllık % 4,7 büyüme anlamına gelmektedir.
We Are Social 2025 Türkiye raporuna göre, Türkiye’de toplam internet kullanıcı sayısının nüfusa oranı % 88,3 ve internet kullanıcılarının internette harcadığı günlük zaman ise 7 saat 13 dakika olarak belirlenmiştir. Bu veri, Türkiye’deki internet kullanıcılarının günlük yaşam içerisinde önemli bir zaman dilimini internet ve dolayısıyla sosyal mecralarda harcadığını göstermesi bakımından önem taşımaktadır. Bu kullanıcılar interneti sırasıyla, Bilgiye Erişim (% 76,2), Bir Şeyi Nasıl Yapacağını Araştırmak (% 67,7), Haber ve Olayları Takip Etmek (% 67,3), Ürün ve Marka Araştırmak (% 59,5), Yeni Fikir ve İlham Bulmak (% 58,9) ve Arkadaş ve Aileyle İrtibatta Kalmak (% 58,2) amacıyla kullanmaktadırlar.
Türkiye’de sosyal medya kullanıcı sayısı, 58,5 milyon kişi olarak belirlenmiştir.
Sosyal medyada ortalama geçirilen süre ise, 2 saat 43 dakika olarak tespit edilmiştir.
Türkiye’de sosyal medyayı sırasıyla, Haberleri Okumak (% 52,0), Aile ve Arkadaşlarla İletişimde Kalma (% 51,1), Boş Zamanı Doldurma (% 46,0), Makale ve Video gibi İçerik Bulma (%33,3) ve Ürün Bulma ve Satın Almak (% 32,2) amacıyla kullanmaktadırlar.
Bireylerin gün geçtikçe hangi amaçla olursa olsun internet ve sosyal medya platformlarında geçirdikleri sürede önemli bir artışın olduğu dikkat çekmektedir.
Bu veriler, dijital mecralarda geçirilen zamanın nasıl yönetileceği, sunulan içeriklere kullanıcıların nasıl yaklaşması ve yorumlaması gerektiği, burada paylaşılanların insanların gündelik hayat pratiklerine ve iç dünyalarına nasıl yön verdiği gibi hususların değerlendirilmesi, tartışılması ve önerilerin getirilmesi gereğini ortaya koymaktadır.
Düzensiz beslenmenin beden ve yaşam konforu üzerindeki olumsuz etkilerine benzer şekilde, kontrolsüz sosyal medya kullanımı da bireylerin çevresindeki olayları sağlıklı değerlendirme ölçütlerini değiştirdiği ve bazı durumları normalleştirmelerine yol açtığı söylenebilir.
Mental sağlığın korunması ve karşılaşılan olay veya durumlarda doğru kararların verilebilmesi adına sosyal mecralar yönetilmesi gereken alanlar olarak dikkatleri üzerine çekmektedir.
Özgürlük, demokrasi ve kendini ifade edebilme olanakları ile sosyal medyadaki gündemi takip etme konusundaki motivasyonlar, bu mecralarda gereğinden fazla zaman geçirilmesine neden olmaktadır. Bu da bireysel, toplumsal ve kültürel başta olmak üzere pek çok alanda önemli bir takım sorunlara yol açmıştır.
Dijital mecralarda geçirilen kontrolsüz zamanla birlikte sınırların ortadan kalktığı mahremiyet algısı, kalabalık yalnızlık, dezenformasyon, ekran bağımlılığı, siber zorbalığa maruz kalma ve dijital uçurum gibi pek çok çözüm bekleyen ve üzerinde düşünülmesi gereken sorunları gündeme getirmektedir.
Dijital mecraların ışıltılı ve büyülü dünyasına kapılmadan bu sorunlara dikkat çekmek, dijital medya okuryazarlığı konusunda farkındalık sağlamak, bu araçların sağladığı olanaklardan en iyi şekilde yararlanarak yol açtığı sorunları en aza indirgemek günümüzde büyük önem taşımaktadır.
Dijital medya okuryazarlığı konusunda bilinç oluşturarak bu mecraların kullanım pratiklerini yeniden gözden geçirmelerini sağlamak ve bu konuda yediden yetmişe herkese hitap eden yayınlarla farkındalık oluşturmak gençlerin düşünce ve davranış biçimlerini doğru yönlendirebilmeleri bakımından önemli bir gerekliliktir.