Kerim Toslak

Geçmiş Darbeler Ve 28 Şubat'ın Bir Değerlendirmesi

Kerim Toslak

Ülkemizde Osmanlıdan bu tarafa gelen darbeci bir gelenek var. 2. Dünya Savaşına kadar bu işleri İngiliz gizli servisleri organize ediyorlardı. İçimizde yetiştirdikleri veya satın aldıkları tasmalı itlerini kullanarak. 
Özellikle Osmanlıda iki olayın tarihin akışında etkili olduğunu düşünmekteyim. Birincisi 30 Mayıs 1876 darbesi ile Osmanlı Padişahı Sultan Abddulaziz'in tahttan indirilmesi ki İngiliz gizli servisi marifetiyle Serasker Hüseyin Avni Paşa ile İngilizlere satılmış bir grup tarafından, tahtan indirilip bilekleri kesilerek şehit edilmiştir. Çok geçmeden darbeciler, Abdulaziz'in Kayınbiraderi Yüzbaşı Çerkes Hasan  tarafından  başta Hüseyin Avni Paşa olmak üzere, -birkaçı kaçsa da- itlaf edilerek layıklarını bulmuştur. Bu darbe olmasaydı belki de Sultan ll. Abdülhamit hiç bir zaman tahta geçmeyecek tarihin akışı farklı seyredecekti. 31. Mart masonik darbesi ile Sultan ll. Abdülhamit tahtan indirilmeseydi belki de Osmanlı l. Dünya savaşına girmeyecekti ve tarih yine belki de farklı yazılacaktı. Allahu alem.....
Padişahın emriyle yola çıkılıp, bilahere Ankara Hükümetinin kuruluşu, İstanbul Hükümeti ve Osmanlı Hanedanına son verilerek, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuyla sonuçlanan süreci saymazsak, Cumhuriyet döneminin ilk askeri darbesi 27 Mayıs1960 darbesidir. ll. Dünya Savaşından Sonra İngilizler kendi sömürgeleri hariç Sovyet kontrolü dışındaki ülkelerin hamiliğini ve ağababalığını ABD ye ihale edince 3.Dünya ülke yönetimleri kontrol dışına çıktığında her tür demokratik entrikalarıyla, gerektiğinde darbelerle terbiye edilmeleri CIA ye taşere edildi (!)
Savaş sonrası Avrupa'nın doğusunu işgal eden Stalin'in üst perdeden Türkiye'yi tehditleri, boğazlar üzerinde hak iddiası ve Kars, Artvin, Ardahan'ı içeren toprak talebi İsmet İnönü'nün riyasetindeki devrin hükümetini zor durumda bıraktı. Neticede şemsiyesi altın alması için ABD'ye yalvar yakar müracaatla, bütün talep ve isteklerini kabul edip batı blokunda yer alacak bir süreci başlattı. Bu süreç aynı zamanda ülke yönetiminde ABD'nin arzu ve istekleri yerine getirilerek batı blokunda yer aldık. İngilizlerden Jandarmalık görevini alan ABD Türkiye'nin eğitiminden, askeriyesine, istihbaratına her alanı kendilerine göre dizayn etti. Bu görevi devralmanın onbirinci yılında yukarıda bahsettiğim ilk darbe olan 27 Mayıs 1960 darbesiyle hem söz dinlememe eğilimi gösteren Menderes devre dışı bırakıldı. Hem de kontrol dışı bir patlama olmasın diye askeri ve sivil bürokrasideki biriken gaz boşaltılmış oldu. Darbeye darbe yapmaya kalkışan Talat Aydemir'in iki girişimi de CIA icazetli olmadığı için boşa kürek çekmekten ibaret kaldı. Tarihin seyri mecraında akmaya devam etti. 
9 Mart 1971 de bir grup cuntacının darbe girişimi de 12 Martta CIA destekli başka bir grubun darbesiyle bertaraf edildi. Bir nevi CIA desteksiz bir darbe girişiminin evcilik oyunu gibi bir darbecilik oyunu olacağını da darbe hayalcilerine göstermiş oldular.  
12 Eylülde dört başı mamur bir darbenin nasıl yapılacağını CIA nın çocukları göstermiş oldu. Darbenin sabahını beklemeden "bizim çocuklar başardı" sevinç nidası Washington'da yankılandı. Tarihin akışı değişti mi? Birinci veya ikinci amacı mı bilmiyorum Yunanistan'ın tekrar NATO ya geri dönmesi gerçekleşti. Bu yönü ile Türkiye'nin gidişatını etkilediğini düşünmüyorum. Fakat tıkanan iç siyasette, yaklaşan seçim sonrası kilidi açma ve daha fazla söz sahibi olma avantajına sahip MSP ve Lideri Erbakan'ın önü kesilerek engellenmiş oldu. Kıbrıs Barış Harekatın mimarı Rahmetli Erbakan'ın ABD nin sözünü dinlemeyecek karakterde birisi olduğunu gördükleri için bu darbe gerekliydi kendilerince. Belki de darbenin birinci nedeni buydu. Anarşi ve kaosu önlemek için yapıldı şeklindeki ifade doğru değil. Doğrusu anarşi ve kaos ortamı darbenin gerekçesi olarak üretildi.
Bu darbe sonrası iktidar olan Özal da kontrol dışına çıkınca, Dazkırı Kaymakamı Tuncer Ergüler'i yaralayan ve sonrasında özel olarak hazırlanıp yetiştirilen vakti saati gelince kullanıma sunulan Kartal Demirağ marifetiyle kurtulmayı denediler. Olmayınca birkaç yıl sonra şaibeli bir şekilde vefat etti. 1990 lı yılların başından itibaren faili CIA ya malum millete meçhul bir çok siyasi cinayetle 28 Şubat’ın  ön hazırlıkları yapıldı. ABD’nin ve CIA’nın oyunlarını ifşa eden, planlarını bozmaya çalışan bir tek lider vardı. Onca şeye rağmen, ırılıp savulmuyor, inatla ve ısrarla ABD ve siyonizmin oyunlarını ve planlarını ifşa ediyor, bozmaya çalışıyordu. Üstelik 24 Aralık 1995 de yapılan genel seçimlerde çok parçalı mecliste en fazla milletvekili çıkararak birinci parti olmuştu.  Başlangıçta bir kısım entrikalarla hükümet kurması engellense de ANAYOL olarak bir birine rakip iki kardeş partinin hükümeti geçinemeyince  RREFAHYOL hükümetine razı oldular. Nasılsa başarısız olur dağılır dediler ama tam tersi olunca, besledikleri yeni Hüseyin Avini Paşaları dört yandan sahneye sürerek 28 Şubatta bir MGK bildirisiyle  darbe sürecini başlattılar. Hükümeti devirmek için birçok entrika ile silahlı tehdit dahil bir sürü  argümanı ve figüranı devreye sürerek, hükümeti devirdiler. Refah partisini kapattılar. Rahmetli Erbakan dahil bazı siyasilere siyaset yasağı getirdiler. İnançlı insanları fişleyerek, onlar için hayatı çekilmez hale getirdiler.  Başörtüsü ve katsayı zulümleri dahil bir çok zulme imza attılar.....
28 Şubat darbesi ve zulmü tarihin seyrini değiştirme açısından yaşanan darbelerin en etkilisi olmuştur. Bu darbe olmasaydı bugün Türkiye çok farklı yerlerde olabilirdi. Bir yıldan az hükümette kalan Merhum Erbakan bu ülkede istenildiği zaman çok şeyin başarılabileceğini gösterdi.  Üstelik çok da uyumlu olmayan bir koalisyon hükümetiyle.
Bir de tek başına hükümet olacak duruma gelseydi tarih başka yazılacaktı belki de. 28 Şubattaki CIA’nın çocuklarının çoğu dünyasını değişti. Sonraki veletleri de 15 Temmuzda boyların ölçüsünü aldı. Rabbimden dileğim hepsi layıklarını bulurlar. 
28 Şubatın mağduru, milletin milli ve yerli lideri, Milli Görüşün Öncüsü ve Hocası Necmettin Erbakan ve vefat eden arkadaşlarını rahmet ve minnetle anıyorum. Mekânları cennet makamları ali olsun. 
Selçuklu/Konya

Yazarın Diğer Yazıları