Kerim Toslak

NESLİN YETİŞMESİNDE AİLENİN SORUMLULUĞU

Kerim Toslak

Maraş'ta ve Siverek'te meydana gelen okul saldırıları herkesi bunun nedenlerini araştırmaya ve  eğitim  sistemini sorgulamaya yönelti. Bu olayların nedenleri ve birinci derece bakılması gereken yer eğitim sistemi değil aile kurumudur. Aile kurumundaki bozulmanın nedenleri de araştırıldığında birden çok farklı neden karşımıza çıkar. Onları tek tek burada ele alacak değilim. Eğitimden, ekonomiye, kültürel yozlaşmadan, internet ve iletişim araçlarına, bazı yasal düzenlemelere ve çağdaşlaşma diyerek ülkenin top yekün geleneksel değerlerinden uzaklaşmasına bir çok neden sıralanabilir. Bunların her birisi de ayrı bir yazı konusudur. Sonuçta toplumun en küçük yapı taşı olan  aile düzeni bozulunca, bunun bir çok farklı alanda yansıması olması doğaldır.
  Bir bitkinin yetişmesi için nasıl ki uygun koşullar gerekir. Hele hele bu bitki bir kültür bitkisi ise uygun koşullar olmazsa sağlıklı bitki yetişmez. Tropikal bölgede yetişen bir bitkiyi tropikal iklim bölgesinde yetiştirebilirsin ya da o iklimi yapay olarak oluşturduğun takdirde yetiştirebilirsin. Yoksa bitki ya soğuktan donar ya da kavurucu sıcaklarda yanar, kurur.  İnsan neslinin yetişmesi için de uygun koşullar oluşturulması gerekir. Bu hem maddi anlamda hem de manevi anlamda böyledir. Yani çocuklarımızın yetişmesi için uygun koşulların oluşturulması gerekir. Bu  koşullar aile ortamı, okul, sosyal çevre ortamı olarak ifade ifade edilebilir. 

Elbette birinci derecede etkili olan aile ortamıdır. Aile dediğin şey anne baba kardeşlerden oluşan çekirdek aile anlaşıldığı gibi, ikinci derecede akrabalar da dahil bir geniş aile çevresi düşünülmelidir. Çocuğun kişiliğini ve karakterini  kazanması bu aile ortamında oluşur. Bu konuda en fazla sorumluluk anne babaya düşer. Çünkü ilk örnek onlardır. Onlar çocuk için ilk rol modeldir. Derler ki "kuş gördüğü yuvayı yapar".  Peygamberimiz (sav) hepimizin bildiği hadis-i şerifte "“Her doğan, İslam fıtratı üzerine doğar. Sonra, anne-babası onu Hristiyan, Yahudi veya Mecusi yapar.” (Buhârî) buyuruyor. Bu hadis-i şerifte fıtrat ile kast  edilen insanın kişililiğidir, karekteridir dini ve ahlâki yapısıdır. Yani insanın karekterini, ahlakını, kişiliğini oluşturan birinci ve ikinci derece aile çevresidir. 
İcra ettiğim 36 yıllık öğretmenlik ve okul yöneticiliği mesleğim boyunca edindiğim tecrübe bana bunu öğretti. Eğer öğrenci de bir problem ortaya çıkarsa bunun birinci derecede aileden kaynaklandığını öğretti. O nedenle karşılaştığım her problemli öğrencinin problemini çözmek için ailesiyle ilgili bilgi edinmeye çalıştım. Bu konuda ilk karşımıza çıkan, çoğu kez aile içinde anne baba arasında geçimsizlik, kavga ve şiddet, sonuçta boşanmış aileler ve arada kalan çocuklar. Bu da okula problem olarak yansırdı.  Bir diğer problem anne ya da babanın vefatı neticesinde üvey anne ya da baba kaynaklı ortaya çıkardı. Bazen de aile bireylerinden birilerindenki (anne/babada/abi ) içki, kumar v. b. bağımlılıklar çocuk üzerinden okula problem olarak yansırdı. Elbette okul bunların hepsinin çözümünü üretmesi mümkün değildir. Ancak problemin kaynağını tespit etmek çözümü önemli ölçüde kolaylaştırırdı. Benzer problemlerin çözümünde rehberlik servisleri etkili olabilirdi. 

Bir başka sık karşılaşılan problem de ailede sevgi ve sevgisizlik konusundaki ölçüsüzlüktü. Bu problem; çözümü en zor olandı. Sevgi ilaca benzer. Çocuğa yeterli sevgi verilmezse, sevgisizlik çocuğu öldürür. Madden öldürmekten bahsetmiyorum. Manen ve ahlaken öldürür. Aile içinde yeterli sevgiyi ve ilgiyi görmediğini düşünün çocuk, kendisine o ilgi ve sevgiyi gösteren birileri tarafından kolayca kullanılabilecek bir kişilik yapısıyla ortaya çıkar. Çoğu zaman bir takım kötü niyetli kişiler tarafından istismar edilebilir. Hele hele günümüz internet çöplüğünde mebzul miktarda istismarcı var. Eğer okul bunu fark ederse bunun da tedavisi kolaydır. Ama bir de bu sevginin aşırı dozda verilmesi söz konusu olursa onun tedavisi daha zordur. Aşırı sevgi de çocuğu öldürür. Sevgideki doz aşımı zehirlenmesi tedavisi zor olan bir problemdir. Bu da daha çok tek çocuklu ailelerde ya da cehalet kaynaklı erkek çocuk düşkünlüğü neticesinde ortaya çıkar. Yüksek dozda sevgi ile şımartılan çocuklardan önce, yüksek dozlu sevginin kaynağı her kim ise;  baba, anne, dede, amca vb ya da hepsinin öncelikle tedavi edilmesi gerekir. Çoğu zaman çocuğu yüksek dozda sevgiyle zehirleyenler, tedaviyi kabul etmezler. Onlar kabul etmeyince de çocuk her şeyi kendine hak görür. Zıvanadan çıkar. Sonuçta istenmeyen durumlar ortaya çıkar. Arkasında kedisinin her yaptığın hoş görüp koruyacak kadar seven, bir vali , emniyet müdürü v.b baba var ise  bunlar yaşanabiliyor. 
 Bu tür sorunlarda okulun ve öğretmenlerin  sorumluluğunu yok saymıyorum. Ancak birinci derecede aileyi sorumlu gördüğüm için aileyi konu ettim. İnşaallah  bir sonraki yazımda okul/eğitim konusunu ele alırım.
Selçuklu/ Konya

Yazarın Diğer Yazıları