Kerim Toslak

SİYASET MEYDANI DİKENSİZ GÜL BAHÇESİ DEĞİL

Kerim Toslak

Siyaset; Arapça at bakıcılığı ve yetistiriciliği anlamına gelen "seyislik" kelimesinden gelmektedir. Bu kelime, zamanla asıl anlamını çağrıştıran "insan yönetmi, devlet  idaresi " anlamlarını kazanmıştır. Kelime, "at terbiyesi" ile "toplum yönetimi" arasındaki benzerlikten yola çıkarak yönetim sanatını ifade eder.  Yunancadaki şehirle ilgili, şehir yönetimi anlamına gelen "politikos"  kelimesinden Fransızcaya geçen ve dilimize Fransızcadan gelen "politika" kelimesi de aynı anlamda kullanılır.

"Siyaset konusunu niye yazı konusu yaptın" diyebilirsiniz . O kadar gündemimizde yer tutuyor ki "acaba insanoğlu her dönemde bizim kadar politize olmuş, günlük siyasetin içinde miydi," diye kendi kendime sormadan edemedim. Sürekli gündemimizde siyaset var. Eskiden de sıradan insanların şimdiki kadar gündemlerinde yer tutuyor muydu bilmiyorum. Yoksa günümüzde kitle iletişim araçlarının gelişmesi, radyo, televizyon, internet, sosyal medya vb araçlar sürekli bizi siyasetin içine çekiyor ya da siyaseti bizim içimize sokuyor olabilir. Özellikle son zamanlarda sadece ülke siyaseti değil, dünya siyaseti de içimizde. 
Sanırım  eskiden  siyaset yönetici elit içinde veya çevresinde gündem konusu iken günümüzde herkesin gündeminde. Köyde muhtarlık, kasabada, şehirde oraların yönetimi ile ilgili dar bir çevrede gündem konusu olur iken eskiden, günümüzde herkesin gündeminde. Fırsat bulsa herkes memleket yönetecek. 
  Bazen sosyal medyada  yazılanlara falan bakıyorum, her yere nizamat vermeye kalkanlar var. Sırtında yumurta küfesi olmayanlar atıp savuruyorlar. Aile bütçesini yapıp  yönetemeyenler, evini idare edemeyenler, memleket ekonomisi üzerine ahkam kesiyorlar.

Siyaset işinin ne kadar netameli bir iş olduğunun farkında da değiller. Siyaset yapmak, memleket idare etmek dikensiz gül bahçesinde gezmek dolaşmak, zevki sefa sürmek zannediyorlar.  Siyasete soyunanların dün de bugün de kelle koltukta, "ya devlet başka ya kuzgun leşe" diyerek yola çıktıklarını bilmezler. Ya da "iki elbisemiz var bir bayramlık biri idamlık"veya "kefenimizi yanımıza alarak yola çıktık" denilen bir meydan olduğundan habersizdirler.
 Belki onlar da haklılar. Televizyonlarda Savaş halindeki Amerikan Başkanı Trump'ın rahatlığını görünce hep öyle zannederler. Adam o kadar rahat ki gazetecilerin karşısına çıkınca, "alçak dağları ben yarattım" havasında. Hiçbir şey umurunda değil ve o kadar rahat atıp savuruyor kendisini ilah zannediyor. Başkanlık sarayından çıkıyor helikoptere binip bilmem nereye yemeğe, ordan uçağa atlayıp bir başaka yere golf oynamaya gidiyor. Etrafında adamları pervane gibi. Gıpta edilmeyecek gibi değil. 
 Aslında bu siyasetçinin aldatıcı yönüdür. Tarihe şöyle bir baktığımızda dünyanın her tarafında birçok siyasetçinin sonunun gıpta edilecek bir şekilde olmadığı da görülür. Ülke tarihimizde Osmanlı hanedanından Cem Sultan, Genç Osman örnekleri olduğu gibi yakın tarihimizde Menderes, Muhsin Yazıcıoğlu örneği de önümüzde duruyor. 
  ABD tarih de boş değil. Trump'ın Kulağına takılan mermi, Abraham Lincoln , John F. Kennedy suikastları ABD de  meydan-ı siyasetin tekin bir yer olmadığını gösteriyor. Trump'a öyle bir akibet dilemiyorum. Durduk yere beleşten adamın kahraman olmasını istemem. Dileğim başkanlıktan azledilip, rezili- rüsva bir şekilde Epistein dosyalarından, Gazze ve Minap'taki kız çocukları katliamlarından  yargılanıp mahkum olması.  Gerçi Onda rezil olacak bir surat da yok ya...
Selçuklu/ Konya

Yazarın Diğer Yazıları