Prof. Dr. Abdurrahman KUTLU            (Selçuk Üniversitesi Eski Rektörü)

KIRIM TÜRKLERİ

Prof. Dr. Abdurrahman KUTLU (Selçuk Üniversitesi Eski Rektörü)

Türklerin Kıpçak boyuna mensup olan Kırım Tatar Türkleri, Kırım’ın kadim halklarındandır. 

Ruslar Kırım topraklarında yokken, onlar vardı. 

KIRIM TÜRKLERİ

Doğu Avrupa coğrafyasında ve Asya topraklarında hüküm süren Altın Ordu Devleti’nin hâkimiyetinde bulunan Kırım; devletin zayıflamasının ardından Hacı Giray tarafından Altın Ordu’dan ayrılarak 1441 yılında Kırım Yarımadası’nda, başkenti Bahçesaray olan Kırım Hanlığı’nın kurulmasıyla yeni bir döneme girmiştir.

Kırım Hanlığı, 1475 yılında Fatih Sultan Mehmet döneminde Osmanlı hâkimiyetine girmiş ve 1774 yılında imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması’na kadar herhangi bir dış saldırıya uğramadan varlığını sürdürmüştür.

Osmanlı-Rus Savaşı’nda yenilen Osmanlı Devleti, Rusya ile ağır şartlar içeren Küçük Kaynarca Antlaşması’nı imzalamıştır. Bu antlaşmanın maddelerinden biri de Kırım’a bağımsızlık verilmesiydi.

Ancak kısa bir süre sonra, 1783 yılında Rusya Kırım’ı ilhak etmiş ve böylece Kırım elden çıkmıştır. Bu tarih; Kırım Türkleri için bir dönüm noktası olmuş, üzerinde yaşadıkları topraklarda, kendi vatanlarında bir daha aradıkları huzuru bulamamışlardır.

Rusya, Kırım’daki yerleşim yerlerinin ve coğrafi adların büyük kısmını değiştirmiş, nüfusu Ruslaştırma politikalarını kesintisiz sürdürmüştür. Bu süreçte Türk-Tatar nüfusu giderek azalmış; kalanlar da 18 Mayıs 1944 tarihinde, Gürcü asıllı Josef Stalin’in emriyle bir gecede Orta Asya’nın iç bölgelerine sürgün edilmiştir.

Aynı yıl 14 Kasım 1944 tarihinde doğu sınırlarımıza yakın bölgelerde, Gürcistan topraklarında yaşayan Ahıska Türkleri de yine Stalin’in emriyle Orta Asya içlerine sürgün edilmiştir.

Bu sürgünlerde, Kırım ve Ahıska Türklerinin savaş sırasında Almanlara destek verdikleri iddia edilmişse de, tarihçiler asıl amacın Türkiye-Rusya sınır hattındaki Türk varlığını ortadan kaldırmak, etnik temizlik, olduğunu açıklamışlardır. Nitekim savaş devam ederken binlerce Kırım ve Ahıska Türkü, Kızıl Ordu saflarında Nazilere karşı mücadele etmekteydi.

Soykırım niteliği taşıyan bu sürgünlerde; hayvan vagonlarında taşınan Kırım ve Ahıska Türklerinin yaklaşık yarısı, aç susuz günlerce süren yolculuğa dayanamamış, hayatını kaybetmiştir.

Üzerinden 82 yıl geçmesine rağmen bu trajedilerin uluslararası platformlarda ve mahkemelerde yeterince gündeme getirilmemiş olması düşündürücüdür.

Sovyetler Birliği’nin 1990’lı yıllarda dağılmasının ardından Kırım, Ukrayna’nın kontrolüne geçmiş ve bu tarihten sonra Kırım’a dönüşler başlamıştır. Ancak dönen Kırım Tatarlarına hakları hiçbir zaman tam anlamıyla verilmemiştir.

Turizm ve Otelcilik Bölümü’nde bulunan öğrencilerimizin bir kısmının, uygun ekonomik şartlar içinde yerinde Rusça öğrenebilmeleri amacıyla Kırım’daki Tavrida Üniversitesi ile temas kurmuştuk.

Bu amaçla 2003 yılında, bize uzak görünen karşı kıyıya, Kırım’a gitmiştik. 

Üniversite yönetimi ile yaptığımız görüşmeler oldukça olumlu geçmişti. Göndereceğimiz öğrenciler, üniversiteye ait yurtlarda az bir ücretle kalacaklardı. Ancak bizim rektörlük görev süremiz o yıl sona erdiği için proje devam etmedi. Oysa devam etseydi, daha fazla öğrenci gönderilerek çok faydalı sonuçlar elde edilebilirdi.

Bu seyahatimiz sırasında, 1996 yılında ülkemizi ziyaret eden ve üniversitemize de gelen Kırım Türkleri liderlerinden Mustafa Cemiloğlu’nu Bahçesaray’daki mütevazı evinde ziyaret etmiştik. Kendisine üniversitemizi ziyareti sırasında fahri doktora unvanı verilmişti.

Bahçesaray’da Kırım Hanlarının yaşadığı Hansaray başta olmak üzere önemli tarihî mekânları gezdik. Rusya içinde bulunan Türk halkları ve Müslümanların eğitim, kültür reformu ve modernleşmeye ihtiyaçları olduğunu savunan, “Dilde, fikirde, işte birlik” diyerek Türk dünyasına seslenen Kırımlı büyük mütefekkir İsmail Gaspıralı’nın ( 1851-1914)  mezarını ziyaret ettik. 

Gaspıralı’nın 1883 yılında yayımlamaya başladığı Tercüman gazetesinin basıldığı bina ile otantik yapısını koruyan ve girişinden itibaren geçmişin izlerini taşıyan Zincirli Medrese de gezdiğimiz yerler arasındaydı.

Sovyetler Birliği’nin dağılma sürecinde Rusya Devlet Başkanı olan Boris Yeltsin’in Kırım’ı Ukrayna’ya verdiği yönündeki tartışmaların ardından, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından 2014 yılında fiilî bir durum yaratılarak Kırım Rusya’ya bağlanmıştır.

16 Mart 2014’te yapılan tartışmalı referandumdan sonra Putin, Kırım ve Sivastopol’ün Rusya’ya bağlanmasını öngören yasayı imzalayarak ilhak sürecini resmileştirmiştir.

Dört yıldır devam eden Rusya-Ukrayna Savaşı’nın ne zaman sona ereceği belirsizliğini korumaktadır. 

Kırım’ın geleceği için de kesin bir şey söylenemez. Tarihin akışı hiç belli olmaz.

Sovyetler Birliği’nin dağılacağını erken dönemde Atatürk’ten başka kim söyleyebildi?

Büyük Atatürk, 1934 yılında “Sovyetler bir gün dağılacak, oradaki soydaşlarımızla kültürel bağlarımızı koparmayalım, canlı tutalım” demişti. 

KIRIM TÜRKLERİ

Biz yine de hazırlıksız yakalandık. 

Sovyetler Birliği dağıldığı zaman Azerbaycan hakkında bile, araştırmaya dayanan elimizde yeterli bilgi, belge yoktu.

Yazarın Diğer Yazıları