Prof. Dr. Abdurrahman KUTLU            (Selçuk Üniversitesi Eski Rektörü)

MALTA SÜRGÜNLERİ

Prof. Dr. Abdurrahman KUTLU (Selçuk Üniversitesi Eski Rektörü)

I. Dünya Savaşı’nın ardından imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan (30 Ekim 1918) kısa süre sonra, başta İstanbul olmak üzere Anadolu’nun birçok bölgesi işgal edilmeye başlandı. 

İşgallere karşı halkın çeşitli şehir ve bölgelerde başlattığı sivil direniş hareketleri, işgalci devletleri yeni tedbirler almaya yöneltti. Çeşitli amaçları olan Malta Sürgünleri de bu tedbirlerden biridir.

Malta Sürgünleri, İstanbul’un işgalinden sonra 1919-1920 yıllarında İngiliz işgal kuvvetleri tarafından tutuklanarak İngiliz sömürgesi olan Malta Adası’na gönderilen 145 Osmanlı devlet adamı, asker, bürokrat ve aydını ifade eden tarihî bir kavramdır

Mondros Mütarekesi’nin ardından İtilaf Devletleri, özellikle İngiliz Yüksek Komiserliği’nin talimatıyla İstanbul’da geniş çaplı tutuklamalar gerçekleştirdi. İngilizler, sürgüne gönderilen kişileri Ermeni tehciri, savaş suçları ve Osmanlı Devleti’ni savaşa sokmak gibi suçlamalarla yargılamak istedi. Ancak yapılan incelemeler sonucunda bu suçlamaları destekleyecek yeterli delil bulamadılar.

Bu sürgünlerin temel amaçlarından biri de İttihat ve Terakki yönetiminde görev almış isimlerle, Milli Mücadele’yi destekleyen kadroları etkisiz hâle getirmekti. Böylece işgale karşı oluşabilecek direnişin önüne geçilmek isteniyordu.

Tutuklama ve sürgünler, 29 Mart 1919’da Ali İhsan Sabis Paşa’nın tutuklanmasıyla başladı ve Ekim 1920’ye kadar devam etti. Ali İhsan Sabis Paşa, ateşkes imzalanmış olmasına rağmen Irak Cephesi’nde ilerlemeyi sürdüren ve Musul’u işgal eden İngilizlere karşı direnmiş, daha sonra padişahın emriyle birliklerini Nusaybin’e çekmişti. 

MALTA SÜRGÜNLERİ

Sürgün edilen kişiler arasında dönemin önemli devlet adamları, yazarları ve askerleri bulunuyordu. Rauf Orbay, Ziya Gökalp, Ali Fethi Okyar, Süleyman Nazif, Ahmet Ağaoğlu ve Hüseyin Cahit Yalçın bunlardan bazılarıdır.

Malta’da kurulan İngiliz mahkemelerinde tutuklular aleyhine yeterli delil bulunamayınca, 23 Ekim 1921’de Ankara’daki TBMM Hükûmeti ile İngiltere arasında yapılan anlaşma sonucunda sürgünler serbest bırakıldı. Anadolu’da tutuklu bulunan İngiliz askerlerine karşılık Malta’daki Türkler iade edildi. Yurda dönen sürgünde bulunan Türkler, bir süre uzak kaldıkları bağımsızlık mücadelesine kaldıkları yerden devam ettiler.

Sakarya Meydan Muharebesi’nin kazanılmasından sonra olan bu değişim her yönüyle Mustafa Kemal Paşa’nın askeri, siyasi-diplomatik başarısının ve cesaretinin eseri olduğuna şüphe yoktur.

İşgal yıllarında İngilizler, Ermeni Tehciri konusunu İngiliz ve Amerikan basınında yoğun biçimde gündeme taşımaya çalıştı. Bu süreç çeşitli ülkelerde güçlü Ermeni diasporalarının ( Ermeni lobilerinin ) oluşmasında etkili oldu. Tehcir sırasında veya farklı zamanlarda Anadolu’dan Amerika başta olmak üzere çeşitli ülkelere göç eden Ermenilerin hepsi olmasa bile, bu diasporaların temelini oluşturdu. Batılı devletlerden destek alan bazı Ermeni örgütleri, tehcir döneminde görev yapan Osmanlı devlet adamlarına karşı çeşitli ülkelerde suikastlar düzenledi. 

1970’li ve 1980’li yıllarda Türk diplomatlarına ve yakınlarına yönelik saldırılar gerçekleştiren ASALA terör örgütünün kökleri de bu döneme, hatta 19.yüzyıl ortalarına kadar uzanmaktadır.

1915 Ermeni Tehciri sırasında suç işlediği iddia edilen kişilerin yargılanması amacıyla, işgal devletlerinin baskısıyla Osmanlı Hükûmeti çeşitli şehirlerde mahkemeler kurdu. İstanbul’daki mahkemenin başkanlığına halk arasında “Nemrut” lakabıyla bilinen Kürt Mustafa Paşa getirildi. Bu mahkemede yargılanan isimlerden biri Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey’di. Kemal Bey, Ermeni şahitlerin asılsız ifadeleri ve siyasi baskılar sonucunda idama mahkûm edildi. Karar, Nisan 1919’da Beyazıt Meydanı’nda infaz edildi. Kemal Bey’in siyasi bir kararla idam edilmesi Türk milletinde büyük üzüntü ve infial yarattı. TBMM  14 Ekim 1922 tarihinde Kemal Bey’e “Millî Şehit” unvanı verdi.

Kurtuluş Savaşı tarihimizin, hiçbir milletin tarihinde benzeri yoktur. 

Büyük Osmanlı Tarihçisi Prof. Halil İnalcık, “Kurtuluş Savaşı’mız Türklerin Ergenekon’dan 2.çıkışı” der. “Yalnız 2.çıkış 1.’den çok daha zorlu ve çetin oldu” diye de belirtir.
 

Yazarın Diğer Yazıları