Osman Avcı

Konya neden AK Parti'nin kalesi?

Osman Avcı

Bu soruya elbette birçok farklı cevap verilebilir. Sosyolojik arka planı, muhafazakâr seçmen profili, liderle kurulan güçlü bağ… Hepsi ayrı ayrı değerlendirilebilir. Ancak benim son bir yılda sahada gördüğüm tablo, bu soruya verilecek en güncel cevaplardan birini oluşturuyor: Fatih Özgökçen gerçeği.

Son bir yıldır Konya’yı adeta karış karış gezen bir il başkanı profili var.
Gündüz bir ilçede esnaf ziyareti, akşam başka bir ilçede teşkilat toplantısı… Sanki yeni kurulmuş ve teşkilatlanma sürecindeki bir parti havası. Sürekli temas, sürekli dinleme, sürekli sahada olma çabası.

Uzun zamandır Konya il yönetiminin bu denli aktif bir saha performansı sergilediğini söylemek zor. Üstelik ekonomik sıkıntıların ve enflasyonun seçmen davranışını doğrudan etkilediği bir dönemde… Böylesi bir atmosferde sahaya çıkmak cesaret ister. Özgökçen ve ekibi ise bu riskli dönemde geri çekilmek yerine daha fazla görünür olmayı tercih ediyor.

Bir bakıyorsunuz kadın kollarıyla toplantı yapıyor, kadın seçmenin taleplerini dinliyor.
Bir bakıyorsunuz gençlerle akşam yemeğinde, onların beklentilerine kulak veriyor.
Geç kalınmış bir reaksiyon mu? Belki.
Ama son bir yıldır istikrarlı biçimde tekrar edilen bir saha eforu olduğu da açık.

Aslında Konya’nın “kale” olma hikâyesi de tam burada başlıyor. Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde AK Parti ilk kurulduğu yıllarda, Konya’da kapı kapı gezen, vatandaşa dokunan, mahalle mahalle örgütlenen bir teşkilat yapısıyla büyüdü. O dönem siyaset; kürsüden değil, sokaktan yapıldı. Seçmenin elini sıkan, derdini dinleyen, cenazesinde ve düğününde yanında olan bir teşkilat anlayışı bu kaleyi inşa etti.

Zamanla bu temasın zayıfladığı yönünde eleştiriler oldu. “Fildişi kule” benzetmeleri boşuna yapılmadı. Ancak bugün sahadaki görüntü, o ilk yıllardaki heyecanın ve temas siyasetinin yeniden hatırlandığını gösteriyor. Sanki teşkilat hafızası tazelenmiş, başlangıç ruhuna geri dönülmüş gibi.

Ramazan ayının manevi iklimiyle birlikte bu tablo daha da görünür hale geldi. İftar sofralarında yetimleri ağırlayan, teravih sonrası gençlerle vakit geçiren bir il başkanı profili çiziliyor. Bu sadece bir organizasyon meselesi değil; bir anlayış meselesi.

Konya gibi siyasi sadakati yüksek bir şehirde kaleyi korumak, otomatik bir süreç değildir. Her seçim yeni bir sınavdır. Ekonomik sıkıntılar, hayat pahalılığı ve genç seçmenin beklentileri göz önüne alındığında, sahada olmanın değeri daha da artıyor.

Bugün sokak sokak dolaşan, “yarın seçim varmış” gibi çalışan bir il başkanı görüntüsü var. Bu tempo sandığa nasıl yansır bilinmez; ancak şu açık ki Konya’da siyaset yeniden temas üzerinden okunmaya başlanmış durumda.

Belki de Konya’yı kale yapan şey tam olarak buydu:
Vatandaşa dokunan teşkilat.

Ve şimdi görünen o ki, o anlayış yeniden hatırlanıyor.

Yazarın Diğer Yazıları